SELDEN ZARAR GÖREN İŞLETMELER HANGİ HUKUKİ YOLLARA BAŞVURABİLİR? ZARARIN TAZMİNİ KİMDEN TALEP EDİLMELİDİR?
14 Ekim 2026 tarihinde İstanbul’da meydana gelen şiddetli yağışlar ve su baskınları, çok sayıda konutun yanı sıra ticari işletmelerde de önemli zararlara yol açtı.
Depoları su altında kalan, ticari malları kullanılamaz hale gelen, makineleri ve üretim ekipmanları zarar gören işletmeler açısından sel felaketinin sonuçları yalnızca maddi kayıplarla sınırlı değil. Sigorta tazminatı, vergi matrahının belirlenmesi, faaliyetlerin durması nedeniyle ortaya çıkan kayıplar ve sorumlulara karşı ileri sürülebilecek tazminat talepleri de ayrıca değerlendirilmelidir.
1. İLK ADIM: HASARIN TESPİTİ VE DELİLLERİN KORUNMASI
Tazminat sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için zararın kapsamının ve nedeninin somut delillerle ortaya konulması gerekir. Bu nedenle işletmelerin, temizlik ve onarım çalışmalarına başlamadan önce mevcut durumu mümkün olduğunca ayrıntılı biçimde belgelemesi önemlidir.
İş yerindeki su seviyesini, zarar gören malları, makineleri, demirbaşları ve bina bölümlerini gösteren fotoğraf ve videolar çekilmelidir. Zarar gören ürünlerin listesi hazırlanmalı; alış faturaları, stok kayıtları, muhasebe belgeleri, makine envanterleri ve varsa teknik servis raporları muhafaza edilmelidir. İtfaiye veya kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen tutanaklar da delil niteliği bakımından önem taşıyabilir.
Hasarın kapsamının sonradan tartışmalı hale gelmesi ihtimaline karşı, gerektiğinde Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti talep edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Böylece zararın niteliği ve boyutu, ileride açılabilecek davalarda kullanılmak üzere kayıt altına alınabilir.
Can ve mal güvenliği için gerekli müdahaleler geciktirilmemelidir. Bununla birlikte, mümkün olduğu ölçüde hasarlı mallar ekspertiz veya delil tespiti yapılmadan imha edilmemeli; zorunlu temizlik ve onarım işlemlerinden önce mevcut durum belgelenmelidir. Acil müdahalelerin ve zararı azaltmak için yapılan harcamaların belgelerinin saklanması da yararlı olacaktır.
2. SİGORTA ŞİRKETİNE BAŞVURU: İŞLETMELER İÇİN İLK SEÇENEK
İşletmenin iş yeri paket sigortası, yangın sigortası veya ilgili başka bir poliçesi bulunuyorsa öncelikle sigorta şirketine hasar ihbarında bulunulmalıdır. Ancak bir iş yeri sigortasının mevcut olması, sel nedeniyle ortaya çıkan bütün zararların kendiliğinden karşılanacağı anlamına gelmez.
Poliçede sel ve su baskını ek teminatının bulunup bulunmadığı, teminat limitleri, muafiyetler ve istisnalar dikkatle incelenmelidir. Dışarıdan gelen sel suları ile bina içindeki tesisat arızalarından kaynaklanan su zararları farklı teminat hükümlerine tabi olabilir.
Hasar ihbarı gecikmeksizin, mümkünse yazılı ve ispatlanabilir bir yöntemle yapılmalıdır. Poliçe numarası, olay tarihi, iş yerinin adresi ve zarar gören varlıklar belirtilmeli; başvuru numarası ve sigorta şirketiyle yapılan yazışmalar saklanmalıdır. Bildirim süresi, poliçeye uygulanacak genel ve özel şartlar ile ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yangın sigortasına ilişkin genel şartlarda yer alan bildirim hükümleri de bu incelemede dikkate alınmalıdır.
Sigorta eksperi incelemesi sırasında hasarlı malların faturaları, envanter kayıtları, fotoğraflar ve teknik raporlar sunulmalıdır. İşletmenin faaliyetlerinin durması nedeniyle oluşan zararlar da söz konusuysa, bu kayıpların poliçe kapsamında ayrıca teminat altına alınıp alınmadığı kontrol edilmelidir.
Sigorta şirketinin tazminat talebini reddetmesi ya da eksik ödeme yapması halinde, uyuşmazlığın koşullarına göre Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulması veya görevli mahkemede dava açılması değerlendirilebilir.
3. KAMU KURUMLARININ İHMALİ VARSA TAM YARGI DAVASI AÇILABİLİR
Sel baskınının meydana gelmesinde veya zararın büyümesinde kamu kurumlarının hizmet kusuru bulunması halinde, ilgili idareden tazminat talep edilmesi gündeme gelebilir.
Yağmur suyu altyapısının yetersiz olması, mazgalların gerektiği gibi temizlenmemesi, kanalizasyon sistemlerinin işlevini yerine getirmemesi, gerekli drenaj önlemlerinin alınmaması veya imar ve altyapı planlamasındaki eksiklikler, somut olayın özelliklerine göre hizmet kusuru kapsamında değerlendirilebilir.
İdari yargıda tam yargı davası açılmadan önce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca ilgili idareye yazılı başvuruda bulunulması gerekir. Kural olarak başvuru, zararın ve idari eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır.
İdarenin başvuruyu reddetmesi veya kanuni süre içinde cevap vermemesi durumunda, ret kararının tebliği ya da cevap verme süresinin sona ermesi esas alınarak dava açma süreleri hesaplanır. Genel kural olarak, zımni ret süresi 30 gün; dava açma süresi ise ilgili durumlarda 60 gündür. Somut olayda uygulanacak sürelerin ve varsa özel düzenlemelerin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
4. YAPI SORUMLULARINA KARŞI ADLİ YARGIDA TAZMİNAT TALEBİ
Sel sularının iş yerine girmesi veya zararın büyümesi, binadaki yapım, yalıtım, drenaj ya da tesisat eksikliklerinden kaynaklanmış olabilir. Böyle bir durumda müteahhit, taşınmaz maliki, yapı denetim kuruluşu veya sorumluluğu bulunan diğer kişiler hakkında tazminat talebinde bulunulması mümkündür.
Örneğin bodrum kattaki geri tepme önleyici sistemin bulunmaması ya da çalışmaması, dış yalıtımın yetersizliği, drenaj sistemindeki kusurlar veya ortak alanlardaki giderlerin bakımının ihmal edilmesi, olayın koşullarına göre sorumluluk doğurabilir.
İşletmenin kiracı olması da taşınmazdan kaynaklanan zararlar bakımından tazminat talebinde bulunmasına her durumda engel değildir. Sel baskını, kiraya verenin sorumluluğundaki bir bakım veya onarım eksikliğinden kaynaklanmışsa kira sözleşmesi ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde mal sahibine karşı talepte bulunulabilir.
Uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların hukuki sıfatlarına göre Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir.
5. SELDEN ZARAR GÖREN MALLARIN VERGİSEL DURUMU
Sel nedeniyle ticari malların değer kaybetmesi veya kullanılamaz hale gelmesi, vergi uygulamaları bakımından da sonuç doğurabilir. Vergi Usul Kanunu’nun 278. maddesi kapsamında, afetler nedeniyle iktisadi kıymetlerinde önemli ölçüde değer kaybı meydana gelen emtianın, gerekli koşulların sağlanması halinde emsal bedelle değerlenmesi mümkündür.
Bu düzenleme, sel nedeniyle zarar gören malların vergisel değerinin belirlenmesinde önem taşır.
İşletmeler, zarar gören mallara ilişkin envanterleri, alış faturalarını, fotoğrafları, resmi tutanakları ve ekspertiz raporlarını hazırlamalıdır. Gerekli durumlarda vergi dairesine başvurularak takdir komisyonu aracılığıyla değer tespiti süreci işletilebilir. Başvurunun zamanında yapılması, malların durumunun incelenmesini ve zarar miktarının ispatlanmasını kolaylaştırır.
6. ŞİRKET ARAÇLARI VE İŞ DURMASINDAN KAYNAKLANAN KAYIPLAR
Selden etkilenen şirket araçları bakımından kasko poliçesindeki sel ve su baskını teminatı kontrol edilmelidir. Hasarlı araçlar, motor ve elektronik sistemlerdeki zararın artmasını önlemek amacıyla yeniden çalıştırılmamalı; durum belgelenerek sigorta şirketine bildirilmelidir.
Bunun yanında, üretimin durması, siparişlerin zamanında teslim edilememesi veya ticari faaliyetlerin geçici olarak aksaması nedeniyle oluşan kayıplar da işletmeler açısından önemli olabilir. Bu zararların talep edilip edilemeyeceği; sigorta poliçesinin kapsamına, sorumluların hukuki durumuna ve kayıpların somut belgelerle ispatlanabilmesine bağlıdır. İşletmelerin satış kayıtlarını, iptal edilen siparişleri, ek giderleri ve faaliyet kesintisine ilişkin belgeleri muhafaza etmeleri bu nedenle önemlidir.
SONUÇ
Sel nedeniyle zarar gören işletmelerin hak kaybına uğramaması için öncelikle hasarı belgelemeleri, sigorta poliçelerini incelemeleri ve ilgili sigorta şirketine gecikmeksizin bildirimde bulunmaları gerekir. Zararın kamu hizmetindeki aksaklıklardan veya yapı kusurlarından kaynaklanması hâlinde, şartları oluşmuşsa ilgili idarelere ya da sorumlu kişi ve kuruluşlara karşı tazminat yollarına başvurulabilir. Vergisel değerleme ve muhasebe işlemleri de bu süreçten bağımsız olarak değerlendirilmelidir.
Her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, delillerin korunması, sorumluların doğru belirlenmesi ve kanuni başvuru sürelerinin kaçırılmaması büyük önem taşır. Hukuki ve mali süreçlerin birlikte yürütülmesi, işletmelerin zararlarını doğru şekilde ortaya koyabilmeleri ve mevcut haklarını etkin biçimde kullanabilmeleri açısından belirleyicidir.
Kapağan Hukuk Bürosu