CARİ HESAP UYUŞMAZLIKLARI: TİCARİ İLİŞKİLERDE ALACAĞIN TESPİTİ VE TAHSİLİ
1. CARİ HESAP KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Cari hesap, özellikle sürekli ticari ilişki içerisinde bulunan tarafların karşılıklı alacak ve borçlarının tek tek talep edilmesi yerine, belirli bir hesap dönemi içerisinde kayda alınarak dönem sonunda net bakiyenin belirlenmesini sağlayan bir hesaplaşma yöntemidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 89. maddesinde cari hesap sözleşmesi; tarafların herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı ve karşılıklı olarak istemekten vazgeçerek bunları kalem kalem alacak ve borç şekline dönüştürdükleri ve hesap kesildiğinde ortaya çıkan bakiyeyi talep edebildikleri sözleşme olarak düzenlenmiştir.
Cari hesap ilişkisinin kurulabilmesi için taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunması gerekir. Nitekim TTK m. 89 uyarınca yazılı şekilde yapılmayan cari hesap sözleşmesi geçerli değildir. Bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkinin uzun süreden beri devam etmesi veya fiilen cari hesap tutulması, tek başına TTK anlamında bir cari hesap sözleşmesinin varlığını göstermeyebilir.
Cari hesap sözleşmesinin tarafları gerçek veya tüzel kişiler olabilir. Tarafların tacir olması zorunlu değildir. Bununla birlikte, cari hesap sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar kanunun ticari işlere ilişkin hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Cari hesap ilişkisinin en önemli sonucu, hesaba geçirilen alacakların tek tek talep edilmesi yerine, hesap kesiminde ortaya çıkan bakiyenin talep edilebilir hale gelmesidir.
2. CARİ HESAP UYUŞMAZLIKLARI NASIL ORTAYA ÇIKAR?
Cari hesap uyuşmazlıkları çoğunlukla taraflar arasındaki ticari ilişkinin uzun süre devam etmesi ve çok sayıda mal veya hizmet alım-satımının gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkar. Fatura, irsaliye, ödeme, iade, iskonto, vade farkı ve benzeri işlemlerin farklı tarihlerde gerçekleşmesi, tarafların kendi kayıtlarında farklı bakiyeler bulunmasına neden olabilir.
Özellikle bir tarafın kendi ticari defterlerinde belirli bir borç bulunduğunu ileri sürmesine karşılık diğer tarafın ödeme yaptığını, faturanın hatalı olduğunu, malın teslim edilmediğini veya cari hesaba geçirilen bir işlemin gerçekte mevcut olmadığını savunması sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır.
Bu nedenle cari hesap uyuşmazlığında yalnızca taraflardan birinin düzenlediği hesap ekstresine bakılarak sonuca ulaşılması mümkün değildir. Hesaba işlenen her bir kalemin dayanağının ortaya konulması ve tarafların ticari defterleri ile diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
3. CARİ HESAP EKSTRESİ ALACAĞIN KESİN DELİLİ MİDİR?
Cari hesap ekstresi, ticari ilişkide gerçekleştirilen işlemlerin ve hesap hareketlerinin gösterilmesi bakımından önemli bir belgedir. Ancak tek taraflı olarak düzenlenen cari hesap ekstresinin, kural olarak tek başına alacağın kesin ve tartışmasız kanıtı olduğu söylenemez.
Ekstrede yer alan kayıtların hangi hukuki veya ticari işleme dayandığının belirlenmesi gerekir. Örneğin faturaların gerçekten düzenlenip karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı, mal veya hizmetin teslim edilip edilmediği, ödemelerin hesaba işlenip işlenmediği ve varsa iade veya mahsup işlemlerinin dikkate alınıp alınmadığı incelenmelidir.
Buna karşılık cari hesap ekstresinin karşı tarafça kabul edilmesi, imzalanması veya belirli koşullarda itiraz edilmeden uzun süre kullanılması, somut olayın özelliklerine göre önemli bir delil niteliği kazanabilir. Özellikle tarafların mutabakat sağladığını gösteren yazılı belgeler, mutabakat mektupları ve elektronik iletişim kayıtları alacağın belirlenmesinde önem taşır.
Dolayısıyla cari hesap ekstresi, alacağın varlığı konusunda güçlü bir delil olmakla birlikte, her somut olayda diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
4. CARİ HESAP UYUŞMAZLIKLARINDA İSPAT
Cari hesap uyuşmazlıklarında temel mesele, talep edilen bakiyenin gerçekten mevcut olup olmadığının ispatıdır. Bu kapsamda taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesi, faturalar, irsaliyeler, banka kayıtları, ödeme belgeleri, mutabakat yazıları, e-posta ve diğer ticari yazışmalar ile ticari defterler önem taşır.
Türk hukukunda genel ispat kuralları uyarınca, kural olarak hakkını dayandırdığı vakıayı ileri süren taraf bunu ispat etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte ticari uyuşmazlıklarda ticari defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması, açılış ve kapanış onaylarının bulunması ve kayıtların birbirini doğrulaması ispat bakımından özel önem taşır.
Bir tarafın defterlerinde alacağın bulunması tek başına yeterli olmayacağı gibi, karşı tarafın defterlerindeki kayıtların da her durumda mutlak doğru kabul edilmesi söz konusu değildir. Mahkeme, tarafların defterlerini, dayanak belgelerini ve diğer delilleri birlikte değerlendirir. Gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılarak hangi işlemlerin tarafların kayıtlarında yer aldığı, ödemelerin nasıl mahsup edildiği ve hesap bakiyesinin ne olduğu belirlenir.
Cari hesap uyuşmazlıklarında özellikle hangi tarihte, hangi işlem nedeniyle ve ne miktarda borç doğduğunun açıkça ortaya konulması önemlidir. Alacağın kaynağı ve hesaplama yöntemi belirsiz bırakıldığında ispat sorunu ortaya çıkabilir.
5. CARİ HESAP ALACAĞININ TAHSİLİ
Cari hesap ilişkisinde taraflar arasındaki hesap kesildiğinde ortaya çıkan bakiye, şartları oluştuğu takdirde talep edilebilir hale gelir. Alacağın tahsili öncelikle taraflar arasında ihtar veya ödeme talebi yoluyla gerçekleştirilmeye çalışılabilir. Borcun ödenmemesi halinde ise yasal takip yollarına başvurulması mümkündür.
Alacağın tahsili bakımından önemli hususlardan biri, talep edilen miktarın doğru şekilde hesaplanmasıdır. Cari hesap ilişkisinde hesaba giren tüm borç ve alacak kalemleri, ödemeler ve mahsuplar dikkate alınmalı; varsa faiz ve diğer fer'î alacakların hangi hukuki temele dayandığı belirlenmelidir.
Ayrıca cari hesap ilişkisinde zamanaşımı bakımından da işlemin hukuki niteliği ve taraflar arasındaki ilişkinin özellikleri dikkate alınmalıdır. Her bir ticari işlemin ayrı ayrı mı, yoksa cari hesap sözleşmesinin sonuçları kapsamında mı değerlendirileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
6. İCRA TAKİBİNDE CARİ HESAP ALACAĞI
Cari hesap alacağı, şartları mevcutsa icra takibine konu edilebilir. Alacaklı, takip talebinde borcun kaynağını ve miktarını açıkça göstermeli; takip konusu alacağın cari hesap ilişkisinden kaynaklandığını ve talep edilen bakiyenin nasıl oluştuğunu ortaya koyabilmelidir.
Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde takip durabilir. Bu durumda alacaklının, itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gündeme gelebilir. Hangi yolun kullanılacağı; alacağın dayandığı belgenin niteliğine, takip türüne ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Özellikle itirazın iptali davasında alacağın gerçekten mevcut olduğunun ispatı önem taşır. Mahkeme tarafından yapılacak incelemede cari hesap sözleşmesi, tarafların ticari defterleri, faturalar, irsaliyeler, banka kayıtları ve diğer deliller değerlendirilerek takip konusu borcun bulunup bulunmadığı belirlenir.
Cari hesap alacağına ilişkin icra takibinde yalnızca yüksek miktarlı bir bakiye gösterilmesi yeterli olmayıp, bu bakiyenin hangi ticari işlemler sonucunda oluştuğunun denetlenebilir olması gerekir.
7. TİCARİ DEFTERLERİN ÖNEMİ
Ticari defterler, cari hesap uyuşmazlıklarının çözümünde en önemli delillerden biridir. TTK'nın ticari defterlere ilişkin hükümleri kapsamında, defterlerin kanuna uygun şekilde tutulması ve gerekli onayların bulunması, bunların delil niteliği açısından önem taşır.
Usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerde yer alan kayıtlar, somut olayın özelliklerine göre sahibi lehine veya aleyhine delil teşkil edebilir. Ancak defterlerin tek başına incelenmesi çoğu zaman yeterli değildir. Defter kayıtlarının dayandığı faturalar, irsaliyeler, banka hareketleri ve diğer belgelerle karşılaştırılması gerekir.
Özellikle tarafların ticari defterlerinin karşılıklı olarak incelenmesi, uyuşmazlığın gerçek bakiyesinin tespitinde büyük önem taşır. Bir tarafın defterlerinde alacak görünürken diğer tarafın defterlerinde aynı işlemin bulunmaması halinde, ilgili işlemin dayanağı ayrıca araştırılmalıdır.
Bilirkişi incelemesinin de yalnızca taraf defterlerindeki rakamların karşılaştırılmasından ibaret olmaması; her bir işlem ve ödeme bakımından hesap hareketlerinin denetlenebilir şekilde ortaya konulması gerekir. Böylece mahkemenin hangi kalemleri kabul ettiği ve hangi gerekçeyle sonuca ulaştığı açıkça anlaşılabilir.
8. SONUÇ
Cari hesap, sürekli ticari ilişkilerde tarafların karşılıklı alacak ve borçlarını tek bir hesap sistemi içerisinde toplamasına ve hesap dönemi sonunda net bakiyenin belirlenmesine imkân sağlayan önemli bir hukuki kurumdur. Ancak cari hesap ilişkisinin varlığı ile yalnızca taraflar arasında düzenli olarak hesap ekstresi tutulması birbirinden ayrılmalıdır.
Cari hesap uyuşmazlıklarında alacağın tespiti, yalnızca tek taraflı olarak düzenlenen cari hesap ekstresine dayanılarak yapılmamalıdır. Cari hesap sözleşmesi, faturalar, irsaliyeler, ödeme belgeleri, banka kayıtları, mutabakatlar, ticari yazışmalar ve ticari defterler birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle icra takibine konu edilen cari hesap alacağının dayanağı ve hesaplanma yöntemi açıkça ortaya konulmalıdır. Borçlunun itirazı halinde alacaklı, talep ettiği bakiyenin gerçekten mevcut olduğunu ve bu bakiyenin hangi işlemler sonucunda oluştuğunu usulüne uygun delillerle ispat etmelidir.
Sonuç olarak cari hesap uyuşmazlıklarında sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin, hesap hareketlerinin ve bu hareketlerin dayandığı ticari belgelerin bir bütün halinde değerlendirilmesine bağlıdır. Ticari defterlerin usulüne uygun tutulması ve işlemlerin belgelerle desteklenmesi ise hem ticari hayat bakımından hem de olası bir uyuşmazlıkta alacağın ispatı ve tahsili bakımından büyük önem taşımaktadır.