Anayasa Mahkemesi, bir avukatın duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına yönelik sert ifadeleri nedeniyle adli para cezası ile cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmiştir. Kararda özellikle savunma makamının yargılama içindeki konumu, avukatların mesleklerini icra ederken sahip oldukları ifade özgürlüğü ve savunma hakkının demokratik toplum açısından taşıdığı önem ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Somut olayda başvurucu avukat, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bir ceza davasında müdafi olarak görev yaparken Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı sert eleştirilerde bulunmuştur. Duruşma tutanağına göre avukat, savcının dosyayı değerlendirme biçimini eleştirerek “Savcı Hukuk Fakültesini yeniden okusun” şeklinde ifadeler kullanmıştır. Bu sözler nedeniyle hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan ceza davası açılmış ve başvurucu adli para cezasına mahkûm edilmiştir.
Başvurucu ise sözlerinin savunma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, duruşma ortamının gergin olduğunu ve eleştirilerinin savcının kişiliğine değil mütalaasına yönelik bulunduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca avukatların yargılama sırasında müvekkillerini etkili şekilde savunabilmeleri için geniş bir ifade özgürlüğüne sahip olmaları gerektiğini belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi incelemesinde öncelikle ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğunu vurgulamıştır. Mahkemeye göre bu özgürlük yalnızca toplumca kabul gören düşünceler için değil; rahatsız edici, sert ve sarsıcı ifadeler için de geçerlidir. Özellikle kamu gücü kullanan kişilere yönelik eleştiriler bakımından ifade özgürlüğünün koruma alanı daha geniş yorumlanmalıdır.
Kararda ayrıca avukatlık mesleğinin yalnızca bireysel bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda kamusal yönü bulunan ve adaletin gerçekleşmesine hizmet eden bir meslek olduğu ifade edilmiştir. Savunmanın, “iddia-savunma-karar” üçlüsünün ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtilerek avukatların müvekkillerini etkili şekilde temsil edebilmeleri için belirli ölçüde sert ve hararetli savunmalar yapabilmelerinin doğal olduğu kabul edilmiştir.
AYM’ye göre başvurucunun sözleri nezaket sınırlarını zorlayan ve abartılı ifadeler içerse de bu sözlerin temel amacı Cumhuriyet savcısının kişiliğini hedef almak değil, mütalaadaki yaklaşımı eleştirmektir. Üstelik sözler kamuoyuna açık bir medya kampanyası şeklinde değil, doğrudan duruşma sırasında ve savunma faaliyeti kapsamında söylenmiştir. Mahkeme bu noktada Cumhuriyet savcılarının, yargılamanın tarafı olmaları nedeniyle eleştirilere hâkimlere kıyasla daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiğini de özellikle belirtmiştir.
Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri ise “caydırıcı etki” değerlendirmesidir. Anayasa Mahkemesi, avukatların savunma sırasında kullandıkları ifadeler nedeniyle cezalandırılmalarının, gelecekte avukatların müvekkillerini özgür ve etkili şekilde savunmalarını engelleyebileceğini ifade etmiştir. Bu nedenle savunma faaliyetleri nedeniyle ceza soruşturması yürütülmesinin ancak çok istisnai durumlarda mümkün olabileceği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucu avukat hakkında verilen adli para cezasının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığına karar vermiş ve Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir. Dosya yeniden yargılama yapılması için ilgili mahkemeye gönderilmiştir.
Bu karar, savunma makamının bağımsızlığı ve avukatların mesleki ifade özgürlüğü bakımından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. AYM, avukatların yargılama sırasında kullandıkları ifadelerin değerlendirilmesinde yalnızca kullanılan kelimelere değil; sözlerin söylendiği ortam, savunma bağlamı ve adil yargılanma hakkı ile olan ilişkisine de bakılması gerektiğini açık biçimde ortaya koymuştur.
Kapağan Hukuk Bürosu