TİCARİ ŞİRKETLERİN ALACAKLARININ İSPATI VE ÖDENMEYEN BORÇLARDA İHTİYATİ HACİZ TALEBİ
1. TİCARİ ALACAKLARIN MAHKEMEDE İSPATI VE SUNULMASI GEREKEN BELGELER
Ticari şirketler arasında gerçekleştirilen mal ve hizmet alımlarından, tedarik ilişkilerinden, bayilik sözleşmelerinden veya diğer ticari faaliyetlerden kaynaklanan alacakların tahsil edilebilmesi için öncelikle alacağın hukuki varlığının ve miktarının somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Bir şirketin başka bir şirketten alacaklı olduğunu ileri sürmesi tek başına yeterli olmayıp, bu alacağın hangi hukuki ilişkiye dayandığının, hangi tarihte doğduğunun ve neden ödenmediğinin belgelerle desteklenmesi önem taşımaktadır.
Bu kapsamda mahkemeye sunulabilecek başlıca belgeler şunlardır:
1. Sözleşmeler ve sipariş belgeleri: Taraflar arasında imzalanmış mal veya hizmet satış sözleşmeleri, tedarik sözleşmeleri, çerçeve anlaşmalar, sipariş formları ve teklif onayları, alacağın hukuki temelini ortaya koyan en önemli belgelerdendir.
2. Faturalar ve sevk irsaliyeleri: Düzenlenen faturalar, e-faturalar, e-arşiv faturalar, teslim tutanakları ve sevk irsaliyeleri, ticari işlemin gerçekleştiğini ve alacağın miktarını destekleyen belgelerdir. Ancak faturanın tek başına düzenlenmiş olması, her durumda malın teslim edildiğini veya hizmetin yerine getirildiğini kesin olarak kanıtlamaz. Bu nedenle faturaların teslim ve ifa belgeleriyle birlikte sunulması önemlidir.
3. Banka dekontları ve ödeme kayıtları: Taraflar arasındaki banka transferleri, kısmi ödemeler, havale ve EFT dekontları, borcun varlığını ve kalan alacak miktarını ortaya koyabilir. Özellikle açıklama kısmında fatura numarası veya ticari işlem bilgisi bulunan banka kayıtları güçlü delil niteliği taşır.
4. Cari hesap ekstreleri ve ticari defterler: Şirketin muhasebe kayıtları, cari hesap ekstresi, yevmiye defteri, kebir defteri ve envanter kayıtları alacak ilişkisinin ortaya konulmasında önemlidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna uygun, eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş olması ve gerekli açılış-kapanış onaylarını taşıması gerekir. Ayrıca kayıtların birbirini doğrulaması ve karşı tarafın defterleriyle ilişkisi de değerlendirilir.
5. E-posta ve elektronik yazışmalar: Taraflar arasında gerçekleştirilen e-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları, elektronik sipariş onayları, borç ikrarı içeren mesajlar ve ödeme taahhütleri, HMK'nın 199. maddesi kapsamında belge olarak değerlendirilebilir. Özellikle borçlunun borcu kabul ettiği veya ödeme için süre talep ettiği yazışmalar, alacağın ispatında önemli rol oynayabilir.
6. İhtarname ve mutabakat belgeleri: Borcun ödenmesi için gönderilen noter ihtarnameleri, KEP üzerinden yapılan bildirimler, cari hesap mutabakatları ve borç bakiyesinin kabul edildiğini gösteren imzalı belgeler, alacağın varlığını ve borçlunun ödeme yükümlülüğünü destekleyen delillerdir.
Bu belgelerin birbirini tamamlayacak şekilde mahkemeye sunulması, alacak ilişkisinin yalnızca muhasebe kayıtlarından ibaret olmadığını, gerçek bir ticari işlemden kaynaklandığını ortaya koyacaktır.
2. ÖDENMEYEN TİCARİ BORÇLAR İÇİN İHTİYATİ HACİZ TALEP EDİLEBİLİR Mİ?
Ticari şirketlerin alacaklarını tahsil edememeleri durumunda başvurabilecekleri önemli hukuki koruma yollarından biri ihtiyati hacizdir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep edebilir.
Dolayısıyla, bir ticari şirketin diğer şirketten olan para alacağının vadesi gelmiş ve borç ödenmemiş ise ihtiyati haciz talep edilmesi mümkündür. Bunun için borçlunun mutlaka mal kaçırmaya çalıştığının veya şirketin ekonomik açıdan zor durumda olduğunun ayrıca kanıtlanması gerekmez. Ancak alacağın rehinle temin edilmemiş olması gerekir.
Vadesi henüz gelmemiş borçlar bakımından ise ihtiyati haciz daha sınırlı koşullarda mümkündür. İİK m. 257/2 uyarınca borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması ya da bu yönde hileli işlemlerde bulunması gibi durumların varlığı aranır.
İİK'nın 258. maddesine göre ihtiyati haciz talep eden alacaklı, alacağını ve gerekiyorsa haciz sebeplerini mahkemeye kanaat verecek delillerle ortaya koymak zorundadır. Bu aşamada mahkemenin alacağın varlığını kesin bir hükümle belirlemesi değil, sunulan delillerin ihtiyati haciz kararı verilmesini haklı gösterecek nitelikte olması beklenir.
Bu nedenle ihtiyati haciz başvurusunda özellikle;
İhtiyati haciz talebinin kabulü halinde mahkeme, alacaklının haksız çıkması durumunda borçlunun uğrayabileceği zararları güvence altına almak amacıyla kural olarak teminat yatırılmasına karar verir (İİK m. 259). Alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz.
SONUÇ
Ticari şirketlerin alacaklarını tahsil edebilmeleri açısından en önemli husus, ticari ilişkinin başlangıcından itibaren tüm işlemlerin yazılı ve kayıtlı şekilde yürütülmesidir. Sözleşmelerin düzenlenmesi, faturaların usulüne uygun kesilmesi, teslim belgelerinin saklanması, banka ödemelerinin kayıt altına alınması ve cari hesap mutabakatlarının düzenli yapılması, olası bir hukuki uyuşmazlıkta şirketlerin ispat gücünü önemli ölçüde artıracaktır.
Öte yandan, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş ticari para alacaklarında ihtiyati haciz yoluna başvurulabilmesi, alacaklı şirketler açısından önemli bir hukuki güvence sağlamaktadır. Özellikle borçlunun malvarlığını devretmesi veya alacağın ileride tahsilinin güçleşmesi ihtimaline karşı ihtiyati haciz, alacağın tahsilini güvence altına almaya yönelik etkili bir hukuki koruma mekanizmasıdır.
Sonuç olarak, ticari alacak uyuşmazlıklarında güçlü bir belge ve delil altyapısı oluşturulması, hem alacağın mahkeme önünde ispatlanmasını kolaylaştırmakta hem de gerekli şartların bulunması hâlinde ihtiyati haciz kararı alınabilmesine imkan sağlamaktadır.
Kapağan Hukuk Bürosu