TAHLİYE KARARLARININ İCRASI İÇİN KESİNLEŞME ŞARTI VAR MIDIR? - 11/09/2026

TAHLİYE KARARLARININ İCRASI İÇİN KESİNLEŞME ŞARTI VAR MIDIR?

Kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda mahkeme tarafından verilen tahliye kararlarının ne zaman icra edilebileceği, uygulamada sıkça karşılaşılan hukuki sorunlardan biridir. Özellikle tahliye kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması halinde, kararın kesinleşmesinin beklenip beklenmeyeceği önem taşımaktadır.

Kural olarak, kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye kararlarının icrası için kararın kesinleşmesi şart değildir. Ancak kararın niteliği, tahliye sebebi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekir.

1. TAHLİYE KARARININ KESİNLEŞMESİ NE ANLAMA GELİR?

Bir mahkeme kararının kesinleşmesi, karara karşı olağan kanun yollarına başvurulmasının mümkün olmaması veya kanun yolu süresinin sona ermesi anlamına gelir. İlk derece mahkemesinin verdiği tahliye kararına karşı, şartları mevcutsa istinaf ve temyiz yoluna başvurulabilir.

Bununla birlikte, bir kararın kanun yoluna açık olması veya karara karşı istinaf ya da temyiz başvurusunda bulunulması, kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle “Tahliye kararına istinaf başvuruldu, artık karar icra edilemez.” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.

2. TAHLİYE KARARININ İCRASI İÇİN KESİNLEŞME GEREKİR Mİ?

Kira sözleşmesinden kaynaklanan ve taşınmazın aynına ilişkin olmayan tahliye kararları bakımından kural olarak kesinleşme şartı aranmaz.

Bunun temel nedeni, bu tür tahliye kararlarının taşınmaz üzerindeki mülkiyet veya başka bir ayni hakkın değiştirilmesine değil, kiracının taşınmazdan çıkarılmasına ilişkin olmasıdır. Dolayısıyla kiraya veren, şartları oluştuğu takdirde tahliye kararını kesinleşmesini beklemeden icra takibine konu edebilir.

Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun 269/c maddesinde, icra mahkemesinin tahliyeye ilişkin kararının infazı için kesinleşmesinin beklenmeyeceği açıkça düzenlenmiştir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır: Kararın kesinleşmesinin gerekmemesi, tahliyenin hiçbir süre beklenmeden gerçekleştirilebileceği anlamına gelmez. Özellikle İİK m. 269/c kapsamında icra mahkemesince verilen tahliye kararlarında, kanunda öngörülen 10 günlük sürenin geçmesi gerekir.

3. İSTİNAF VEYA TEMYİZ BAŞVURUSU TAHLİYEYİ DURDURUR MU?

Tahliye kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması, tek başına kararın icrasını durdurmaz.

Bununla birlikte, kanun yoluna başvuran borçlunun belirli koşullar altında İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında icranın geri bırakılmasını talep etmesi mümkündür. İcranın geri bırakılması kararı verilmesi halinde, kararın icrası kanun yolu incelemesi sonuçlanıncaya kadar ertelenebilir.

Bu nedenle tahliye kararına karşı istinaf başvurusu yapılmış olması ile icranın geri bırakılması birbirinden farklı hukuki durumlardır. Sadece istinaf başvurusunun bulunması, tahliye işleminin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez.

4. HER TAHLİYE KARARI KESİNLEŞMEDEN İCRA EDİLEBİLİR Mİ?

Bu soruya her durumda aynı şekilde cevap verilmemelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesi uyarınca, bazı kararların kesinleşmeden yerine getirilmesi mümkün değildir. Özellikle taşınmazın aynına ilişkin kararlar bakımından kesinleşme şartı bulunmaktadır.

Bu nedenle kira ilişkisinden kaynaklanan, kiracının taşınmazdan tahliyesine yönelik şahsi nitelikteki kararlar ile taşınmazın mülkiyetine veya ayni haklara ilişkin kararların birbirinden ayrılması gerekir.

Örneğin yalnızca kira ilişkisinin sona ermesi veya kiracının tahliyesi amacıyla verilen bir karar ile taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir karar aynı hukuki rejime tabi değildir.

5. TAHLİYE KARARI NASIL İCRA EDİLİR?

Kesinleşmesi gerekmeyen bir tahliye kararının icrası için, kararın niteliğine göre ilamlı icra yoluna başvurulabilir. İcra dosyasının açılmasından sonra kanunda öngörülen şartların oluşması halinde kiracının taşınmazı tahliye etmesi istenir. Kiracının taşınmazı kendiliğinden boşaltmaması durumunda ise gerekli koşulların oluşmasıyla icra müdürlüğünce zorla tahliye işlemi gerçekleştirilebilir.

Burada özellikle kararın hüküm kısmı, tahliye sebebi, kararın hangi mahkeme tarafından verildiği ve kanun yolu sürecinde icranın geri bırakılmasına ilişkin bir karar bulunup bulunmadığı önem taşır.

SONUÇ

Kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye kararlarının icrası için kural olarak kesinleşme şartı bulunmamaktadır. Bu nedenle tahliye kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması, tek başına kararın icrasını engellemez.

Özellikle İİK m. 269/c kapsamında icra mahkemesinin verdiği tahliye kararının infazı için kesinleşmesi açıkça aranmaz. Bununla birlikte, kanunda öngörülen sürelerin geçmesi ve tahliye için diğer yasal şartların gerçekleşmesi gerekir.

Diğer taraftan, kanun yoluna başvuran tarafın şartları oluştuğu takdirde İİK m. 36 kapsamında icranın geri bırakılmasını talep edebileceği de unutulmamalıdır.

Sonuç olarak, “Tahliye kararı kesinleşmeden icra edilemez.” şeklindeki genel ifade hukuken doğru değildir. Ancak her tahliye kararının aynı hukuki rejime tabi olmadığı, özellikle taşınmazın aynına ilişkin kararlar bakımından farklı hükümlerin uygulanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Somut olayda uygulanacak usulün belirlenebilmesi için tahliye kararının içeriğinin, dayandığı hukuki sebebin ve mevcut kanun yolu sürecinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.