TANIK DELİLİ, İKİNCİ TANIK LİSTESİ YASAĞI ve TANIK LİSTESİNDE YER ALMAYAN TANIĞIN DURUŞMADA HAZIR BULUNDURULMASI / 25.09.2026

TANIK DELİLİ, İKİNCİ TANIK LİSTESİ YASAĞI ve TANIK LİSTESİNDE YER ALMAYAN TANIĞIN DURUŞMADA HAZIR BULUNDURULMASI

 

 Giriş

 

Medeni usul hukukunda tarafların iddia ve savunmalarını ispat edebilmeleri bakımından deliller önemli bir yere sahiptir. Bu delillerden biri de tanık delilidir. Özellikle boşanma, iş hukuku, kira, tazminat ve haksız fiil gibi uyuşmazlıklarda, tarafların ileri sürdüğü vakıaların ispatında tanık anlatımlarından sıklıkla yararlanılmaktadır.

 

Tanık delilinin kullanılabilmesi ise yalnızca tanığın mahkeme huzurunda beyanda bulunmasından ibaret değildir. Tanıkların hangi vakıalar hakkında dinleneceğinin belirtilmesi, tanıkların ad ve soyadlarının ve tebliğe elverişli adreslerinin bildirilmesi ve bu bildirimin usulüne uygun zamanda yapılması gerekir.

 

Bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) özellikle 240, 241, 243 ve 145. maddeleri önem taşımaktadır.

 

Uygulamada en çok tartışılan hususlardan biri ise ikinci bir tanık listesi verilip verilemeyeceği ve tanık listesinde bulunmayan ancak duruşma günü mahkemede hazır bulunan bir kişinin tanık olarak dinlenip dinlenemeyeceğidir.

 

 

 

Tanık Delili Nedir?

 

Tanık, görülmekte olan dava bakımından uyuşmazlık konusu olaylar hakkında bilgi ve görgüsü bulunan ve davanın tarafı olmayan üçüncü kişidir.

 

HMK’nın 240. maddesinin birinci fıkrasına göre:

 

“Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir.”

 

Dolayısıyla tanıklığın temel unsurlarından biri, tanığın davanın tarafı olmamasıdır.

 

Tanık delili; tarafların ileri sürdükleri vakıaların, uyuşmazlık hakkında doğrudan veya dolaylı bilgi sahibi olan üçüncü kişilerin anlatımları aracılığıyla ispat edilmesini sağlar.

 

Örneğin bir işçilik alacağı davasında işçinin fazla çalışma yaptığını gören çalışma arkadaşları, bir boşanma davasında eşler arasındaki olaylara tanık olan kişiler veya bir haksız fiil davasında olayın meydana gelişini gören kişiler tanık olarak dinlenebilir.

 

Tanık anlatımı, hâkim tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Tanığın beyanının tek başına davanın sonucunu belirlemesi zorunlu değildir. Hâkim, tanığın olayları bizzat görüp görmediğini, olaylarla arasındaki zaman ve mekân ilişkisini, anlatımının tutarlılığını ve diğer delillerle uyumunu değerlendirir.

 

 

 

 Tanık Deliline Dayanılması ve Tanık Listesi

 

Tanık deliline başvuran tarafın, dinletmek istediği tanıkları belirli usul kurallarına uygun şekilde bildirmesi gerekir.

 

HMK m. 240/2 uyarınca tanık gösteren taraf;

 

* tanık dinletmek istediği vakıayı,

* tanıkların ad ve soyadlarını,

* tebliğe elverişli adreslerini

 

mahkemeye sunacağı tanık listesinde belirtmelidir.

 

Tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceğinin belirtilmesi, aynı zamanda HMK m. 194’te düzenlenen somutlaştırma yükümlülüğünün bir gereğidir.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da tanık listesinde tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceğinin belirtilmesinin somutlaştırma yükümlülüğüyle bağlantılı olduğunu kabul etmektedir. 

 

Bu nedenle yalnızca “tanık deliline dayanıyoruz” şeklindeki soyut bir ifade, uygulamada tanık delilinin kullanılabilmesi açısından yeterli olmayabilir. Tarafın hangi vakıayı hangi tanıkla ispat etmek istediğini mümkün olduğunca açık şekilde ortaya koyması gerekir.

 

TANIKLARIN MAHKEMEYE DAVET EDİLMESİ

 

HMK'nın tanığın davet edilmesi başlıklı 243. Maddesi aşağıdaki gibidir:

 

1) Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.

 

2) Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. Acele hâllerde tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir.

 

3) Tanığı davet, gerektiğinde telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz."

 

Tanıklara Gönderilecek Davetiyenin İçeriği

 

Tanıklara gönderilecek davetiyede;

 

  • Tanığın adı, soyadı ve açık adresi,
  • Tarafların ad ve soyadları,
  • Tanıklık yapacağı konu,
  • Hazır bulunması gereken yer, gün ve saat,
  • Gelmemesinin veya gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmesinin hukuki ve cezai sonuçları,
  • Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarife gereğince ücret ödeneceği, yazılır.

 

TANIĞIN MAHKEMEYE GELMEMESİ

 

HMK'nın 245. Maddesine göre:

 

Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beş yüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Zorla getirtilen tanık, evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.Görüleceği üzere mahkemece gönderilecek tanıklık davetiyesine uymak zorunludur. Aksi halde zorla getirme kararı verilir ve mazeretsiz gelmeyen tanık disiplin para cezası ile cezalandırılır.

TANIKLIKTAN ÇEKİNME

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 247. Maddesine göre; kanunda açıkça belirtilmiş olan hâllerde, tanık olarak çağrılmış bulunan kimse, tanıklık yapmaktan çekinebilir.

 

Tanıkların tanıklıktan çekinebilmesi ancak kanunda düzenlenmiş bir sebebin varlığı halinde mümkün olacaktır. Kanunda yazılan bir sebebe dayanamayan tanık çekinme hakkını kullanamayacaktır. Zira yukarıda da belirttiğimiz üzere tanıklık yapmak zorunludur.

 

247. maddenin ikinci fıkrasına göre; kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim tanık olarak çağrılmış kimsenin çekinme hakkı bulunduğunu önceden hatırlatır.

 

Kişisel Nedenlerle Tanıklıktan Çekinme

 

Aşağıdaki kişilerin kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkı bulunur:

 

  • İki taraftan birinin nişanlısı.
  • Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.
  • Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu.
  • Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.
  • Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları.
  • Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.

 

Sır Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme

 

"HMK'nın 249. Maddesinde "Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulacak kimseler, bu hususlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Ancak, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükmü saklı kalmak üzere sır sahibi tarafından sırrın açıklanmasına izin verildiği takdirde, bu kimseler tanıklıktan çekinemezler." Denilmekle; tanığın kanunen sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulduğunda tanıklıktan çekinebileceği, ancak 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu hükmü saklı olmak üzere sır sahibinin sırrın açıklanmasına izin verdiği durumlarda ise tanıklıktan çekinilemeyeceği vurgulanmıştır.

 

Menfaat İhlali Tehlikesi Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme

 

Aşağıdaki hâllerde tanıklıktan çekinilebilir:

 

a)Tanığın beyanı kendisine veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birine doğrudan doğruya maddi bir zarar verecekse.

 

b)Tanığın beyanı kendisinin veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birinin şeref veya itibarını ihlal edecek ya da ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına sebep olacaksa.

 

c)Tanığın beyanı, meslek veya sanatına ait olan sırların ortaya çıkmasına sebebiyet verecekse.

 

Tanıklıktan Çekinme Hakkının İstisnaları

 

248 ve 249 uncu maddeler ile 250'nci maddenin (a) bendindeki hâllerde;

 

a) Bir hukuki işlemin yapılması sırasında tanık olarak bulundurulmuş olan kimse o işlemin esası ve içeriği hakkında,

 

b) Aile bireylerinin doğum, ölüm veya evlenmelerinden kaynaklanan olaylar hakkında,

 

c) Aile bireyleri arasında, ailevi ilişkilerden kaynaklanan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar hakkında,

 

ç) Taraflardan birinin hukuki selefi veya temsilcisi olarak kendisinin yaptığı işler hakkında, tanıklıktan çekinilemez.

 

Çekinme Sebeplerinin Bildirilmesi ve İncelenmesi

 

Tanıklıktan çekinen kimse, çekinme sebebini ve bu sebebi haklı gösterecek delilini, dinleneceği günden önce yazılı veya davet edildiği duruşmada sözlü olarak bildirmek zorundadır.Çekinme sebeplerini ve bunun dayanaklarını önceden bildirmiş olan tanık belli günde mahkemeye gelmek zorunda değildir.Mahkeme, duruşmada bulunan tarafları dinledikten sonra tanıklıktan çekinmenin haklı olup olmadığına karar verir.

 

TANIKLARIN DİNLENİLMESİ

 

Tanıklar davaya bakan mahkemede dinlenir.

 

Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekliyse, tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesine karar verebilir.

 

Mahkeme, hasta veya "engelli" olmasından dolayı gelemeyen tanığı bulunduğu yerde dinler.

 

Mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan tanığın, bulunduğu yer mahkemesi tarafından dinlenmesine karar verilebilir. İstinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilen tanığın, nerede, hangi gün ve saatte dinleneceği hususu, talepleri hâlinde taraflara tebliğ edilir. Bu durumda, tanığın, hangi hususlardan dolayı dinleneceğini hâkim belirler. (HMK 259)

 

Tanık dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak, hâkim tarafından kendisine bilgi verilir ve tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir. (HMK m. 260)

 

 

 Tanık Listesinde Bulunmayan Kişilerin Dinlenmesi Yasağı

 

HMK m. 240/2’de oldukça açık bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre tanık listesinde gösterilmemiş kişiler kural olarak tanık olarak dinlenemez.

 

Aynı hükümde ayrıca:

 

“Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.”

 

hükmü yer almaktadır.

 

Böylece iki ayrı usul kuralı ortaya çıkmaktadır:

 

Birinci kural: Tanık listesinde bulunmayan kişi kural olarak dinlenemez.

 

İkinci kural: Aynı taraf tarafından ikinci bir tanık listesi verilemez.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ikinci tanık listesi verilemeyeceğine ilişkin kuralı kesin bir usul kuralı olarak değerlendirmiş ve bu kuralın hâkim tarafından re’sen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay’a göre düzenlemenin amacı aynı zamanda yargılamanın makul sürede tamamlanmasını ve usul ekonomisini sağlamaktır. 

 

 

 

Tanığın Dinlenilme Şekli

 

HMK M.261

 

1) Tanıklar, hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilirler.

 

2) Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir. Dinlenilme sırasında, tanık, yazılı notlar kullanamaz. Şu kadar ki, tanık tarihleri ve rakamları tespit etmek veya bazı hususları açıklamak ya da hatırlayabilmek için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hâkime söylerse, hâkim derhâl yazılarına bakmasına veya belirleyeceği duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir.

 

3) Hâkim, tanık sözünü bitirdikten sonra, ifade ettiği hususların açıklanması veya tamamlanması amacıyla başka sorular da sorabilir.

 

4) Toplu mahkemede başkan, hâkimlerden her birinin tanığa doğrudan doğruya soru sormasına izin verir.

 

5) Tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir.

 

Yeminsiz Dinlenecekler

 

Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:

 

a) Dinlendiği sırada on beş yaşını bitirmemiş olanlar.

 

b) Yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar.

 

 

 

 

 İkinci Tanık Listesi Yasağı

 

İkinci tanık listesi yasağı, tarafların tanık listesini sunduktan sonra yeni bir liste vererek daha önce bildirmedikleri tanıkları sonradan davaya dahil etmelerini engellemektedir.

 

Örneğin davacı tarafından verilen tanık listesinde;

 

1. Ahmet,

2. Mehmet,

3. Ayşe

 

isimli tanıklar gösterilmişse, daha sonra “ikinci tanık listesi” adı altında;

 

4. Fatma,

5. Hasan

 

isimli yeni tanıkların bildirilmesi kural olarak mümkün değildir.

 

Bu düzenleme, tarafların yargılamanın ilerleyen aşamalarında sürekli olarak yeni deliller ileri sürerek yargılamanın uzamasını önlemeye yöneliktir.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tanık listesinde gösterilecek tanık sayısı bakımından kanunda belirli bir sayı sınırı bulunmadığını; ancak tarafın başlangıçta tanıklarını belirlerken mümkün olduğunca tüm tanıklarını bildirmesi gerektiğini kabul etmektedir. 

 

 

 

 Tanık Sayısının Sınırlı Olmaması ve HMK m. 241

 

HMK’da tarafların gösterebileceği tanık sayısı bakımından belirli bir üst sınır öngörülmemiştir.

 

Bununla birlikte bu durum, tarafın sınırsız sayıda tanığın mutlaka dinlenmesini talep edebileceği anlamına gelmez.

 

HMK m. 241’e göre:

 

“Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir.”

 

Dolayısıyla mahkeme, dinlenen tanıkların beyanlarından uyuşmazlık konusu vakıa hakkında yeterli bilgiye ulaşmışsa diğer tanıkları dinlemeyebilir.

 

Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu hükmün uygulanabilmesi için gerekli koşulların oluşması gerektiğini; tarafın usulüne uygun şekilde bildirdiği tanıkların kural olarak dinlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. 

 

Başka bir ifadeyle, mahkemenin “birkaç tanık dinledim, diğerlerini dinlemiyorum” şeklinde hiçbir gerekçe göstermeksizin hareket etmesi mümkün değildir. HMK m. 241’deki şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir.

 

 

 

Tanık Listesinde Yer Almayan Tanığın Duruşmada Hazır Bulundurulması

 

HMK m. 243/1’de tanığın çağrılması düzenlenmiş ve kural olarak tanığın davetiye ile çağrılacağı belirtilmiştir.

 

Ancak aynı hükümde önemli bir istisna bulunmaktadır:

 

Davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir.

 

Daha da önemlisi, HMK m. 243/1’in devamında;

 

Tanık listesi için kesin süre verilmiş ve dinlenme günü belirlenmiş olsa dahi, liste verilmemişse tarafın o duruşmada hazır bulundurduğu tanıkların dinleneceği düzenlenmiştir.

 

 

Tanık Listesi Hiç Verilmemişse Hazır Bulunan Tanığın Dinlenmesi

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2626 Esas, 2021/814 Karar sayılı kararında bu konu ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

 

Yargıtay, HMK m. 243/1 hükmünün açık düzenlemesine dikkat çekerek, tanık listesi için kesin süre verilmiş ve tanıkların dinleneceği gün belirlenmişse, tarafın tanık listesini vermemiş olmasına rağmen tanığı duruşmada hazır bulundurması hâlinde tanığın dinlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. 

 

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır:

 

Tanık deliline hiç dayanılmamış olması

 

Taraf, dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde tanık deliline hiç dayanmamışsa, sonradan duruşma salonuna bir kişi getirerek bu kişiyi tanık olarak dinletmek istemesi kural olarak mümkün değildir.

 

Tanık deliline dayanılmış ancak liste verilmemiş olması

 

Buna karşılık taraf dilekçesinde tanık deliline dayanmış, ancak kendisine tanık listesini sunması için kesin süre verilmiş ve tanıkların dinleneceği duruşma günü belirlenmişse, tarafın tanığı duruşmada hazır bulundurması durumunda HMK m. 243/1 kapsamında tanığın dinlenmesi gündeme gelebilir.

 

Yargıtay bu iki durumu birbirinden ayırmaktadır. 

 

 

 

Tanık Listesi Verilmiş, Ancak Sonradan Başka Bir Tanık Duruşmaya Gelmişse?

 

Burada daha dikkatli bir değerlendirme yapılması gerekir.

 

Örneğin taraf;

 

* Ahmet,

* Mehmet,

* Ayşe

 

isimli üç kişiden oluşan tanık listesini mahkemeye sunmuş olsun.

 

Duruşma günü ise listeye dahil olmayan Hasan da mahkeme salonuna gelmiş ve taraf Hasan’ın da tanık olarak dinlenmesini talep etmiş olsun.

 

Bu durumda HMK m. 240/2’deki “listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez” kuralı ile HMK m. 243/1’deki “taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir” hükmünün birlikte değerlendirilmesi gerekir.

 

Bu iki hükmün nasıl uygulanacağı doktrinde tartışılmıştır.

 

Bir görüşe göre HMK m. 240/2’deki açık yasak nedeniyle listede yer almayan tanığın dinlenmesi mümkün değildir.

 

Diğer bir görüş ise HMK m. 243/1’in özel düzenleme niteliğinde olduğunu ve şartları oluştuğunda hazır bulunan tanığın dinlenmesine imkân verdiğini kabul etmektedir.

 

Bu nedenle somut olayda yalnızca “tanık listesinde yok” denilerek otomatik şekilde sonuca gidilmemelidir. Tanık listesinin verilip verilmediği, kesin süre verilip verilmediği, dinlenme gününün belirlenip belirlenmediği ve tarafın başlangıçta tanık deliline dayanıp dayanmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

 

Yargıtay’ın Tanık Listesi Verilmemiş Olmasına İlişkin Yaklaşımı

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/814 K. sayılı kararında önemli bir nokta ortaya konulmuştur.

 

Kararda, tanık deliline dayanan tarafa tanık listesini sunması için kesin süre verilmesi ve tanıkların dinlenileceği günün belirlenmesi hâlinde, tarafın tanık listesini sunmamış olsa bile tanığı duruşmada hazır bulundurması durumunda tanığın dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. 

 

Dolayısıyla uygulamada şu üç hususun özellikle kontrol edilmesi gerekir:

 

1. Taraf tanık deliline dayanmış mı?

2. Tanık listesi sunulması için usulüne uygun kesin süre verilmiş mi?

3. Tanıkların dinleneceği duruşma günü belirlenmiş mi?

 

Bu şartların gerçekleştiği bir durumda tanığın duruşmada hazır bulunması, HMK m. 243/1 bakımından önem taşır.

 

 

 

Tanık Listesinde Yer Alan Tanığın Dinlenmemesi

 

Tanık listesinde yer alan tanığın mahkeme tarafından dinlenmemesi de her durumda mümkün değildir.

 

HMK m. 241’deki şartların oluşması veya tarafın tanığını dinletmekten vazgeçmesi gibi durumlar bulunmadığı sürece, usulüne uygun şekilde bildirilen tanıkların dinlenmesi gerekir.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarafın usulüne uygun olarak bildirdiği tanıklardan açıkça vazgeçmediği durumlarda, HMK m. 241’deki şartlar oluşmadıkça tanıkların dinlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. 

 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bir kararında da tarafın tanık listesindeki bazı tanıkların dinlenmesine rağmen diğer tanıkların dinlenmediği; açık bir vazgeçme bulunmadığı ve HMK m. 241 koşulları oluşmadığı takdirde diğer tanıkların da dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. 

 

Bu nedenle tarafların tanıklarını usulüne uygun şekilde bildirmeleri kadar, mahkemenin de bildirilen tanıkların dinlenmesi konusunda HMK hükümlerine uygun hareket etmesi önemlidir.

 

 

 

 HMK m. 145 Kapsamında Sonradan Delil Gösterilmesi

 

Tanık listesi bakımından ayrıca HMK m. 145 gündeme gelebilir.

 

HMK m. 145 genel olarak, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilmesine belirli şartlar altında imkân tanımaktadır.

 

Buna göre, tarafın süresinde ileri sürmediği delilin sonradan gösterilmesi, diğer tarafın açık muvafakati veya delilin süresinde gösterilmemesinin tarafın kusurundan kaynaklanmaması ve delilin ileri sürülmesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması gibi koşulların değerlendirilmesine bağlıdır.

 

Ancak burada önemli bir hukuki tartışma bulunmaktadır.

 

Bir görüşe göre HMK m. 240/2’de açıkça “ikinci bir liste verilemez” denildiğinden, HMK m. 145’e dayanılarak ikinci tanık listesi verilmesi mümkün değildir.

 

Diğer bir görüş ise HMK m. 145’te deliller arasında bir ayrım yapılmadığından, şartların oluşması hâlinde tanık delili bakımından da bu hükümden yararlanılabileceğini savunmaktadır. Doktrinde her iki görüşün de savunulduğu görülmektedir. 

 

Bu nedenle somut olay bakımından HMK m. 145’in uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

 

 

 

Tanık Delili Bakımından Önemli Usul Hataları

 

Uygulamada tanık delili bakımından özellikle şu hususlara dikkat edilmelidir:

 

1. Tanık deliline hiç dayanmamak

 

Dilekçelerde tanık deliline hiç dayanılmamışsa, daha sonra duruşmada tanık getirilerek dinletilmek istenmesi ciddi bir usul sorunu oluşturabilir.

 

2. Tanık listesini süresinde vermemek

 

Mahkeme tarafından verilen kesin sürenin geçirilmesi, tanık delilinin kullanılması bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.

 

3. İkinci tanık listesi vermek

 

HMK m. 240/2 açıkça ikinci tanık listesi verilemeyeceğini düzenlemektedir.

 

4. Tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceğini belirtmemek

 

Bu durum HMK m. 194’teki somutlaştırma yükümlülüğü bakımından sorun oluşturabilir.

 

5. Tanık adresini bildirmemek

 

Tanık listesinde adres bulunmuyorsa veya bildirilen adreste tanık bulunamıyorsa, mahkeme tarafından yeni adres bildirilmesi için uygun kesin süre verilmesi gerekir. Süresinde adres bildirilmemesi hâlinde tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılabilir.

 

 

Tanık Delilinde Usul Ekonomisi ve Adil Yargılanma Dengesi

 

Tanık listesine ilişkin kuralların temel amacı, tarafların yargılamayı uzatmak amacıyla sürekli yeni tanıklar bildirmesinin önüne geçmek ve yargılamanın makul sürede tamamlanmasını sağlamaktır.

 

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ikinci tanık listesi yasağının aynı zamanda usul ekonomisine hizmet ettiğini açıkça ifade etmektedir. 

 

Bununla birlikte tanık deliline ilişkin usul kurallarının uygulanmasında, tarafın gerçekten tanık delilinden yararlanma imkânının bulunup bulunmadığı da dikkate alınmalıdır.

 

Özellikle tarafın tanık deliline süresinde dayanmış olması, ancak usul işlemlerinin mahkemece gerektiği şekilde yürütülmemesi durumunda ortaya çıkabilecek hak kayıplarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

 

SONUÇ OLARAK; 

 

Tanık delili, medeni usul hukukunda özellikle vakıaların ispatı bakımından önemli bir delildir. Ancak tanık deliline başvurulması, taraflara yargılamanın her aşamasında sınırsız şekilde yeni tanık bildirme hakkı vermez.

 

HMK m. 240/2 uyarınca tanık gösteren tarafın tanıklarını ve tanıkların hangi vakıalar hakkında dinleneceğini usulüne uygun şekilde bildirmesi gerekir. Aynı hüküm, tanık listesinde bulunmayan kişilerin kural olarak dinlenemeyeceğini ve ikinci bir tanık listesi verilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir.

 

Bununla birlikte HMK m. 243/1’de yer alan “taraflarca hazır bulundurulan tanığın dinlenmesi” düzenlemesi, özellikle tanık listesi hiç verilmemiş olmakla birlikte tarafın tanık deliline dayanmış olduğu durumlarda önem kazanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, gerekli usul şartlarının oluşması hâlinde tanığın duruşmada hazır bulundurulması durumunda dinlenmesi gerektiğini kabul etmektedir.