KASKO SİGORTASINDA TEMİNAT DIŞI HÂLLER VE İSPAT YÜKÜ / 28.10.2026

Giriş

 

Motorlu taşıtların karıştığı trafik kazaları, araç hırsızlıkları, doğal afetler ve çeşitli dış etkenler nedeniyle meydana gelen zararlar, araç sahipleri bakımından önemli ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Bu zararların karşılanması amacıyla yaptırılan kasko sigortası, sigorta sözleşmesinde belirlenen rizikoların gerçekleşmesi hâlinde sigortalının malvarlığını korumayı amaçlayan bir sigorta türüdür.

 

Bununla birlikte, kasko sigortasının varlığı, araçta meydana gelen her türlü zararın sigorta şirketi tarafından karşılanacağı anlamına gelmemektedir. Sigortanın kapsamı, sigorta poliçesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Bazı zararlar doğrudan teminat dışında bırakılabilirken bazı rizikoların teminat kapsamına alınması ek sözleşme yapılmasına bağlıdır. Ayrıca sigorta sözleşmesinde muafiyetler veya teminatın belirli koşullara bağlanması da mümkündür.

 

Kasko sigortası uyuşmazlıklarında en önemli sorunlardan biri, meydana gelen zararın teminat kapsamında bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Sigorta şirketleri; sürücünün alkollü olması, sürücü belgesinin bulunmaması, aracın anahtarı üzerinde bırakılarak çalınması, hasarın bakım eksikliğinden kaynaklanması veya sigortalının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemesi gibi gerekçelerle tazminat taleplerini reddedebilmektedir.

 

Ancak sigorta şirketinin bu gerekçeleri ileri sürmesi, her durumda tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulması için yeterli değildir. Uyuşmazlığın çözümünde, ilgili teminat dışı hâlin mevzuatta ve sözleşmede öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı, olayla zarar arasındaki ilişkinin niteliği ve ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu değerlendirilmelidir.

 

Özellikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1409. maddesinin ikinci fıkrası, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının teminat dışında kaldığını ispat yükünü sigortacıya yüklemektedir. Bununla birlikte, sigortalının sigorta ilişkisinin varlığını, sigorta konusu menfaatin zarar gördüğünü ve talebinin dayanağını ortaya koyması gereken durumlar da bulunmaktadır.

 

 KASKO SİGORTASININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE TEMEL MEVZUAT

 

1. Kasko sigortasının tanımı ve amacı

 

Kasko sigortası, sigorta konusu araçta meydana gelen ve poliçe kapsamında bulunan rizikolar nedeniyle doğrudan oluşan maddi zararların karşılanmasını amaçlayan bir mal sigortasıdır.

 

Kasko sigortası ile zorunlu mali sorumluluk sigortası birbirinden farklıdır. Zorunlu trafik sigortası, sigortalı aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere verilen zararlar bakımından, kanuni şartlar ve limitler çerçevesinde güvence sağlar. Kasko sigortası ise esas itibarıyla sigorta sözleşmesinde belirtilen aracın uğradığı zararları karşılamaya yöneliktir.

 

Örneğin bir trafik kazasında araç sahibinin kendi aracında meydana gelen hasar, kasko sigortasının kapsamına girebilir. Başka bir araca veya üçüncü kişiye verilen zararların karşılanması ise kasko poliçesinde ayrıca bir sorumluluk teminatı bulunmadıkça doğrudan kasko sigortasının temel kapsamına girmez.

 

Kasko sigortası, araç sahibinin kusursuz olması şartına bağlı bir güvence olarak değerlendirilmemelidir. Sigorta sözleşmesinde teminat altına alınan bir riziko, sigortalının kusuruyla gerçekleşmiş olsa bile, somut olayda uygulanabilir teminat dışı hâller veya sözleşmesel sınırlamalar bulunmadığı takdirde sigorta kapsamında kalabilir.

 

Bununla birlikte, sigortalının veya sürücünün kasten zarar meydana getirmesi gibi durumlar farklı hukuki sonuçlara tabidir.

 

2. Kasko sigortasının yasal dayanakları

 

Kasko sigortası uyuşmazlıklarında başlıca şu düzenlemeler önem taşımaktadır:

 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Sigorta sözleşmesinin kapsamı, rizikonun gerçekleşmesi, ihbar yükümlülüğü, tazminatın ödenmesi ve zamanaşımı gibi konularda temel hükümleri içerir. Özellikle 1409. madde teminat dışı hâllerin ispatı, 1446. madde rizikonun gerçekleşmesinin bildirilmesi, 1447. madde bilgi ve belge verme yükümlülüğü, 1427. madde tazminatın muacceliyeti ve 1420. madde zamanaşımı bakımından önemlidir.

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları: Kasko sigortasının kapsamını, ek sözleşmeyle teminat altına alınabilecek rizikoları, teminat dışında kalan zararları, sigortalının yükümlülüklerini ve tazminatın belirlenmesine ilişkin esasları düzenler.

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: İspat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve yargılama usulüne ilişkin hükümleri içerir. Özellikle 190. madde, genel ispat yükü bakımından önem taşır.

 

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun: Sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde olduğu durumlarda görevli mahkemenin ve tüketici hukukuna ilişkin kuralların belirlenmesinde dikkate alınabilir.

 

Bu düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira kasko sigortası uyuşmazlığının çözümü yalnızca poliçede yer alan bir ifadeye veya genel şartlardaki tek bir hükme dayandırılamaz.

 

3. Kasko sigortasında teminat türleri

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.1 maddesinde temel teminat grupları ve kasko ürünlerinin sınıflandırılması düzenlenmektedir.

 

Genel şartlarda dar kasko, kasko, genişletilmiş kasko ve tam kasko şeklinde adlandırılan ürünler bakımından teminat kapsamları birbirinden ayrılmaktadır.

 

Dar kaskoda temel teminat gruplarının bir kısmı; kasko ürününde temel teminat gruplarının tamamı; genişletilmiş kaskoda ise temel teminatlara ek olarak genel şartlarda belirtilen ek teminatlardan bir kısmı güvence altına alınabilir. Tam kasko ürününde ise temel teminatların yanı sıra genel şartlarda ek sözleşmeyle teminat altına alınabilecek risklerin tamamının güvenceye alınması öngörülür.

 

Ancak poliçenin adından hareketle bütün risklerin otomatik olarak teminat altında bulunduğu sonucuna varılmamalıdır. Poliçenin içeriği, özel şartlar, teminat limitleri ve varsa muafiyetler ayrıca incelenmelidir.

 

Bu nedenle sigorta şirketinin tazminat talebini reddettiği bir uyuşmazlıkta öncelikle hangi kasko ürününün düzenlendiği, hangi teminatların satın alındığı ve zarara neden olan olayın bu teminatlardan hangisiyle ilişkili olduğu belirlenmelidir.

 

 KASKO SİGORTASINDA TEMİNAT KAPSAMINDAKİ RİZİKOLAR

 

1. Çarpışma ve trafik kazaları

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.1 maddesi uyarınca araçların birbiriyle çarpışması, aracın sabit veya hareketli bir cisme çarpması, aracın devrilmesi, düşmesi veya yuvarlanması gibi olaylar temel teminat grupları arasında yer almaktadır.

 

Bununla birlikte, meydana gelen her trafik kazasının otomatik olarak kasko kapsamında bulunduğu söylenemez. Öncelikle poliçenin yürürlükte olup olmadığı, olayın hangi koşullarda meydana geldiği ve zararın teminat dışı bırakılan bir nedene dayanıp dayanmadığı incelenmelidir.

 

Örneğin sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuruyla başka bir araca çarpması sonucunda aracında hasar oluşması, kural olarak kasko teminatı kapsamında değerlendirilebilir. Ancak kazanın uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanılması, gerekli sürücü belgesinin bulunmaması veya başka bir teminat dışı hâlle bağlantılı olması durumunda ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

 

Burada önemli olan, sigorta şirketinin yalnızca sürücünün kusurlu olduğunu ileri sürmesi değil, zararın hangi hukuki ve sözleşmesel nedenle teminat dışında kaldığını ortaya koymasıdır.

 

2. Yangın ve hırsızlık

 

Aracın yanması ile aracın veya araç parçalarının çalınması ya da çalınmaya teşebbüs edilmesi, temel kasko teminat grupları arasında bulunmaktadır.

 

Ancak özellikle hırsızlık olaylarında aracın nasıl çalındığı, anahtarın hangi koşullarda ele geçirildiği ve poliçede anahtarın ele geçirilmesi suretiyle gerçekleştirilen hırsızlık olaylarına ilişkin özel bir teminat bulunup bulunmadığı önem taşır.

 

Aracın anahtarı üzerinde bırakılarak çalınması, anahtarın zorla alınması veya anahtarın güvenlik önlemlerinin ihlali sonucunda ele geçirilmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmayabilir.

 

Bu nedenle hırsızlık nedeniyle meydana gelen zararın teminat kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenirken Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.4 maddesi ve poliçedeki özel şartlar birlikte incelenmelidir.

 

3. Üçüncü kişilerin kötü niyetli hareketleri

 

Genel şartlarda üçüncü kişilerin kötü niyetli veya muzır hareketleri nedeniyle araçta meydana gelen zararlar da temel teminat grupları arasında yer almaktadır.

 

Örneğin park hâlindeki bir aracın üçüncü kişi tarafından çizilmesi veya aracın dış yüzeyine kasten zarar verilmesi, olayın özelliklerine ve poliçeye göre kasko kapsamında değerlendirilebilir.

 

Bununla birlikte, zararın gerçekten üçüncü kişinin eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve poliçenin ilgili teminatı içerip içermediği incelenmelidir.

 

Sigorta şirketinin zararın sigorta kapsamı dışında kaldığını ileri sürmesi hâlinde, teminat dışı hâlin koşullarını ortaya koyması gerekir.

 

KASKO SİGORTASINDA TEMİNAT DIŞI HÂLLER

 

Kasko sigortasında teminat dışında kalan hâllerin değerlendirilmesi, sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğünün belirlenmesi bakımından temel önemdedir.

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesi, belirli zararları teminat dışında bırakmaktadır. Bunun yanında A.4 maddesinde bazı rizikoların ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabileceği düzenlenmektedir.

 

Bu iki hüküm birbirinden ayrılmalıdır. Bir rizikonun temel teminat kapsamına girmemesi, her durumda ek sözleşmeyle de teminat altına alınamayacağı anlamına gelmez. Genel şartların A.4 maddesinde sayılan ve ek sözleşmeyle güvence altına alınabilecek riskler bakımından poliçenin özel hükümleri ayrıca incelenmelidir.

 

1. Savaş, nükleer riskler ve kamu otoritesinin tasarrufları

 

Genel şartların A.5 maddesi uyarınca savaş, iç savaş, isyan ve benzeri olaylar nedeniyle meydana gelen zararlar ile nükleer yakıt ve radyoaktivite kaynaklı belirli zararlar teminat dışında bırakılmıştır.

 

Aynı maddede, kamu otoritesinin aracı çekmesi hâli hariç olmak üzere, araç üzerinde yapılan tasarruflar nedeniyle meydana gelen zararlar da teminat dışı hâller arasında düzenlenmektedir.

 

Bununla birlikte, terör eylemleri, sabotaj, kargaşalık, halk hareketleri ve benzeri olayların teminat kapsamı ayrıca incelenmelidir. Genel şartların A.4 maddesi, belirli risklerin ek sözleşmeyle teminat altına alınmasına imkân tanımaktadır.

 

Dolayısıyla bu tür olaylarda yalnızca genel şartlardaki teminat dışı hükümlere bakılması yeterli değildir. Poliçede ek teminat bulunup bulunmadığı ve zararın hangi nedenden kaynaklandığı belirlenmelidir.

 

2. Gerekli sürücü belgesinin bulunmaması

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.4 maddesi, aracın ilgili mevzuata göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararları teminat dışında bırakmaktadır.

 

Bu kapsamda sürücünün gerekli sürücü belgesine sahip olup olmadığı, belgenin ilgili araç sınıfını kapsayıp kapsamadığı ve zararın aracın kullanılması sırasında meydana gelip gelmediği önem taşır.

 

Örneğin gerekli sürücü belgesi bulunmayan bir kişinin araç kullanırken trafik kazası yapması durumunda, sigorta şirketi ilgili genel şart hükmüne dayanarak tazminat talebini reddedebilir.

 

Ancak uyuşmazlığın çözümünde sürücünün belgesinin durumu, poliçe hükümleri, zararın meydana geliş biçimi ve uygulanabilir mevzuat birlikte değerlendirilmelidir. Sürücü belgesine ilişkin her iddianın somut olaydan bağımsız biçimde aynı sonucu doğuracağı varsayılmamalıdır.

 

Sigorta şirketinin teminat dışı hâle dayanması durumunda, TTK m. 1409/2 çerçevesinde ilgili koşulların gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir.

 

3. Alkollü veya uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanılması

 

Kasko sigortası uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan teminat dışı hâllerden biri, sürücünün alkollü veya uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmasıdır.

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5 maddesi, aracın uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce ya da aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararları teminat dışında bırakmaktadır.

 

Bununla birlikte, alkollü araç kullanılması ile kazanın meydana gelmesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi, somut uyuşmazlığın özelliklerine göre önem taşıyabilir.

 

Sigorta şirketinin yalnızca sürücünün alkollü olduğunu ileri sürmesi ile zararın poliçe ve genel şartlar kapsamında teminat dışında kaldığını ortaya koyması aynı şey değildir. Olayın oluş biçimi, kaza tespit tutanağı, alkol ölçüm kayıtları, bilirkişi incelemesi ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

 

 

4. Sigortalının veya sorumlu olduğu kişilerin kasten verdiği zararlar

 

Genel şartların A.5.6 maddesi, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kişiler ya da birlikte yaşadığı kişiler tarafından araca kasten verilen zararları teminat dışında bırakmaktadır.

 

Aynı düzenlemede, sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişiler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı aracın kaçırılması ya da çalınması nedeniyle meydana gelen zararlar da ele alınmaktadır.

 

Bu kapsamda kasıt unsurunun ve olayın gerçek oluş biçiminin ortaya konulması önemlidir.

 

Örneğin sigortalının kendi aracına bilerek zarar verdiği iddiası, yalnızca hasarın olağan dışı görünmesine dayanılarak kabul edilmemelidir. Olayın gerçekleşme biçimi, teknik incelemeler, kamera kayıtları, tanık beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

 

Sigorta şirketinin kasıt iddiasına dayanması durumunda, teminat dışı hâlin koşullarını ispat etmesi gerekir.

 

5. Taşıma sırasında meydana gelen zararlar

 

Genel şartların A.5.7 maddesi, belirli taşıma yöntemleri sırasında araçta meydana gelen zararları teminat dışında bırakmaktadır. Ancak araçtaki bir hasar veya arıza nedeniyle zorunlu taşıma ya da çekme sırasında meydana gelen teminat kapsamındaki zararlar için istisna öngörülmektedir.

 

Bu hüküm uygulanırken aracın hangi yöntemle taşındığı, taşımanın hangi amaçla gerçekleştirildiği ve hasarın ne zaman meydana geldiği belirlenmelidir.

 

Örneğin aracın başka bir taşıt üzerinde nakledilmesi sırasında hasar meydana gelmesi ile kaza sonrasında çekiciyle taşınırken zarar oluşması farklı değerlendirmelere konu olabilir.

 

Bu tür uyuşmazlıklarda poliçe kapsamı, genel şartların ilgili hükmü ve zararın oluş şekli birlikte ele alınmalıdır.

 

6. Taşıma haddinin aşılması

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.8 maddesi, aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük veya yolcu taşınması sırasında meydana gelen ve münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararları teminat dışında bırakmaktadır.

 

Burada dikkat edilmesi gereken husus, zararın yalnızca fazla yük veya yolcu taşınmasından kaynaklanmış olması şartıdır.

 

Dolayısıyla aracın taşıma haddinin aşılmış olması tek başına her zararın teminat dışında kalacağı anlamına gelmez. Zarar ile istiap haddinin aşılması arasındaki ilişkinin somut olay bakımından incelenmesi gerekir.

 

Örneğin fazla yük taşınması nedeniyle aracın devrilmesi veya mekanik bir hasar oluşması durumunda, olayın teknik özellikleri bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmelidir.

 

7. Kaza yerinin terk edilmesi

 

Genel şartların A.5.10 maddesi, belirli koşullarda kaza yerinin terk edilmesini teminat dışı hâl olarak düzenlemektedir.

 

Buna göre A.5.4 ve A.5.5 maddelerinde belirtilen ihlaller nedeniyle sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek amacıyla kaza yerinden ayrılması, zorunlu hâller dışında teminat dışı hâl olarak değerlendirilebilir.

 

Burada iki unsur önemlidir: Sürücünün ilgili ihlallerden birini gerçekleştirmiş olması ve kaza yerinden ayrılmasının sürücünün kimliğinin belirlenmesini engelleme amacı taşıması.

 

Bu nedenle kaza yerinden ayrılmanın her durumda kasko teminatını ortadan kaldırdığı söylenemez. Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hâller genel şartlarda ayrıca dikkate alınmıştır.

 

Uyuşmazlığın çözümünde sürücünün neden olay yerinden ayrıldığı, alkol veya sürücü belgesi durumunun ne olduğu ve kimliğin belirlenmesini engelleme amacının bulunup bulunmadığı deliller üzerinden incelenmelidir.

 

EK SÖZLEŞMEYLE TEMİNAT ALTINA ALINABİLECEK RİZİKOLAR

 

Kasko sigortasında bazı riskler, temel teminatların dışında kalmakla birlikte ek sözleşmeyle güvence altına alınabilir.

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.4 maddesinde bu riskler arasında Türkiye sınırları dışında meydana gelen zararlar, belirli doğal afetler, sel ve su baskını, araç anahtarının belirli şekillerde ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması, anahtarın kaybolması veya çalınması nedeniyle kilit mekanizmasının değiştirilmesi ve bazı mekanik arızalar gibi hâller yer almaktadır.

 

Bu noktada özellikle iki husus önemlidir.

 

İlk olarak, bir riskin ek sözleşmeyle teminat altına alınabilecek olması, o riskin her kasko poliçesinde otomatik olarak güvence altında bulunduğu anlamına gelmez.

 

İkinci olarak, sigorta şirketinin teminat talebini reddetmesi durumunda yalnızca genel şartların A.4 maddesine atıf yapması yeterli olmayabilir. İlgili ek teminatın poliçeye dahil edilip edilmediği, teminatın sınırları ve somut olayın özel şartları incelenmelidir.

 

Örneğin sel veya su baskını nedeniyle araçta hasar meydana gelmesi durumunda, poliçede ilgili ek teminatın bulunup bulunmadığı öncelikle belirlenmelidir.

 

Benzer şekilde, araç anahtarının belirli bir yöntemle ele geçirilmesi sonucunda hırsızlık gerçekleşmişse, poliçedeki hırsızlık ve anahtar teminatları birlikte değerlendirilmelidir.

 

KASKO SİGORTASINDA İSPAT YÜKÜ

 

1. Genel kural: TTK m. 1409/2

 

Kasko sigortası uyuşmazlıklarında ispat yükünün belirlenmesinde temel düzenleme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1409. maddesinin ikinci fıkrasıdır.

 

Anılan hükme göre, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.

 

Bu düzenleme, sigorta şirketinin teminat dışı hâl iddiasını yalnızca ileri sürmesinin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Sigortacı, somut olayda dayandığı teminat dışı hâlin koşullarını ispat etmelidir.

 

Örneğin sigorta şirketi, aracın alkollü sürücü tarafından kullanılması nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığını ileri sürüyorsa, ilgili genel şart hükmünün somut olayda uygulanabilir olduğunu ortaya koymalıdır.

 

Benzer şekilde, aracın anahtar üzerinde bırakılması nedeniyle çalındığı ve bu durumun poliçedeki özel şart kapsamında teminat dışında kaldığı iddia ediliyorsa, olayın gerçekleşme biçimi ve ilgili sözleşme hükmü incelenmelidir.

 

Bununla birlikte, TTK m. 1409/2’nin uygulanması, sigortalının herhangi bir olguyu ispat etmesine gerek bulunmadığı anlamına gelmez. Sigortalı da sigorta sözleşmesinin varlığını, sigorta konusu menfaatin zarar gördüğünü ve talep ettiği tazminatın dayanağını ortaya koymalıdır.

 

Dolayısıyla ispat yükünün dağılımı, uyuşmazlığın hangi unsuruna ilişkin iddiada bulunulduğuna göre belirlenmelidir.

 

2. Sigortalının ispat etmesi gereken hususlar

 

Sigortalının temel olarak ortaya koyması gereken hususlar, somut uyuşmazlığın niteliğine göre değişmekle birlikte şu başlıklarda toplanabilir:

 

* Geçerli bir kasko sigortası sözleşmesinin bulunması,

* Sigorta konusu aracın poliçede belirtilen araç olması,

* Zarara neden olan olayın gerçekleşmesi,

* Araçta maddi zarar meydana gelmesi,

* Talep edilen tazminat miktarının belirlenmesine elverişli bilgi ve belgeler.

 

Örneğin trafik kazası nedeniyle kasko tazminatı talep eden sigortalı, poliçeyi, kaza tespit tutanağını, hasar fotoğraflarını ve onarım belgelerini sunabilir.

 

Aracın çalınması nedeniyle tazminat talep edilmesi durumunda ise kolluk başvurusu, soruşturma kayıtları, aracın mülkiyetini gösteren belgeler ve hasar veya araç değerine ilişkin kayıtlar önem taşıyabilir.

 

Sigortalının talebini dayandırdığı olayın ve zararın ortaya konulması, sigortacının teminat dışı hâl iddiasının değerlendirilmesinden ayrı bir ispat meselesidir.

 

3. Sigortacının ispat etmesi gereken hususlar

 

Sigorta şirketi, tazminat talebini reddederken bir teminat dışı hâle dayanıyorsa, bu hâlin somut olayda gerçekleştiğini ispat etmelidir.

 

İspat edilmesi gereken hususlar, ileri sürülen ret nedenine göre değişir.

 

Örneğin:

 

* Alkollü araç kullanılması iddiasında alkol ölçüm kayıtları ve kazanın meydana geliş biçimi,

* Sürücü belgesinin bulunmaması iddiasında sürücünün belge durumu ve ilgili araç sınıfına ilişkin kayıtlar,

* Kasıt iddiasında olayın gerçekleşme biçimi ve kastı ortaya koyabilecek deliller,

* Hırsızlık olayında anahtarın nasıl ele geçirildiği ve poliçedeki özel şartların uygulanabilirliği,

* Aşırı yük iddiasında aracın taşıma kapasitesi, fiilî yük ve hasarla arasındaki ilişki.

 

Bu delillerin hangilerinin yeterli olacağı, her uyuşmazlığın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

 

Sigorta şirketinin hasar dosyasında yer alan tek taraflı değerlendirmesi veya ret yazısı, kendi başına teminat dışı hâlin gerçekleştiğini kesin olarak ispatlamaz. Bu belgeler diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

 

4. İspat yükünün yer değiştirmesi ve sigortalının ihbar yükümlülüğü

 

Sigortalının rizikonun gerçekleşmesine ilişkin bildirim ve bilgi verme yükümlülükleri, kasko sigortası uyuşmazlıklarında ayrıca önem taşır.

 

TTK m. 1446, rizikonun gerçekleşmesinin sigortacıya bildirilmesini düzenlerken m. 1447, sigortalının bilgi ve belge verme yükümlülüğünü ele almaktadır.

 

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1 maddesi uyarınca sigortalı ve sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrendikleri tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmalı; zararın belirlenmesi ve sigortacının haklarının korunması için gerekli bilgi ve belgeleri sağlamalıdır.

 

Bununla birlikte, bildirim yükümlülüğünün ihlal edilmesi her durumda tazminat hakkının tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurmaz. İhlalin niteliği, sigortacının zarara uğrayıp uğramadığı ve kanuni düzenlemelerin uygulanabilirliği değerlendirilmelidir.

 

Özellikle sigortalının olayın oluş biçimini bilerek yanlış bildirmesi ile olayın etkisi altında eksik veya hatalı bilgi vermesi aynı şekilde ele alınmamalıdır.

 

Sigortalının kötü niyetli davranarak teminat dışı bir olayı teminat içindeymiş gibi göstermeye çalıştığının ileri sürüldüğü durumlarda, bu iddianın somut delillerle desteklenmesi gerekir.

 

İspat yükünün hangi tarafa ait olduğu belirlenirken TTK m. 1409’un yanı sıra rizikonun ihbarı ve sigortalının yükümlülüklerine ilişkin hükümler de birlikte değerlendirilmelidir.

 

SİGORTA ŞİRKETİNİN TAZMİNAT TALEBİNİ REDDETMESİ VE BAŞVURU YOLLARI

 

1. Sigorta şirketine yazılı başvuru

 

Kasko tazminatı talebinin reddedilmesi durumunda öncelikle sigorta şirketinin ret gerekçesi incelenmelidir.

 

Sigorta şirketinin ret yazısında hangi poliçe hükmüne, hangi genel şart maddesine ve hangi delillere dayandığı belirlenmelidir.

 

Ret gerekçesi yeterince açık değilse sigorta şirketinden hasar dosyasına ilişkin belgeler ve değerlendirme gerekçesi talep edilebilir.

 

Sigortalının başvurusunda poliçe bilgileri, hasar tarihi, olayın oluş şekli, hasar belgeleri ve ret gerekçesine karşı itirazları açıklanmalıdır.

 

Bu aşamada özellikle sigorta şirketinin ileri sürdüğü teminat dışı hâlin hukuki koşulları ve ispat yükünün dağılımı üzerinde durulması yararlı olacaktır.

 

2. Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru

 

Sigorta şirketiyle uyuşmazlığın çözülememesi durumunda, gerekli şartların bulunması hâlinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir.

 

Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda, ilgili sigorta kuruluşunun Komisyon sistemine üyeliği ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesindeki koşullar dikkate alınmalıdır.

 

Başvuruda poliçe, hasar dosyası, sigorta şirketinin ret yazısı, eksper raporu, kaza tespit tutanağı ve talebi destekleyen diğer belgelerin sunulması önem taşır.

 

Tahkim yolunun uygunluğu, uyuşmazlığın niteliği ve kanuni başvuru şartları değerlendirilerek belirlenmelidir.

 

3. Görevli mahkemede dava açılması

 

Kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin belirlenmesi, tarafların sıfatına ve sözleşmenin niteliğine bağlıdır.

 

Uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olması hâlinde Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir. Sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde olduğu durumlarda ise tüketici mevzuatı ve görev kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

 

Dava açılmadan önce görevli mahkeme, varsa zorunlu arabuluculuk şartı, zamanaşımı ve talep edilecek tazminatın kapsamı belirlenmelidir.

 

4. Zamanaşımı

 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1420. maddesi, sigorta sözleşmesinden doğan istemler bakımından zamanaşımı düzenlemesini içermektedir.

 

Kural olarak sigorta sözleşmesinden doğan istemler iki yılda zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte, zamanaşımının başlangıcı ve uygulanacak özel hükümler talebin niteliğine göre incelenmelidir.

 

Bu nedenle sigorta şirketinin tazminat talebini reddetmesi durumunda başvuru yollarının yanı sıra zamanaşımı süresinin de değerlendirilmesi gerekir.

 

KASKO SİGORTASI UYUŞMAZLIKLARINDA HUKUKİ DEĞERLENDİRME İÇİN KONTROL LİSTESİ

 

Bir kasko sigortası uyuşmazlığı incelenirken aşağıdaki hususların sistematik biçimde değerlendirilmesi yararlı olacaktır:

 

1. Poliçenin hasar tarihinde yürürlükte olup olmadığı,

2. Poliçede hangi teminatların satın alındığı,

3. Hasarın temel teminat kapsamında bulunup bulunmadığı,

4. Ek sözleşmeyle teminat altına alınabilecek bir rizikonun söz konusu olup olmadığı,

5. Sigorta şirketinin hangi teminat dışı hâle dayandığı,

6. İleri sürülen teminat dışı hâlin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği,

7. TTK m. 1409/2 kapsamında ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu,

8. Sigortalının bildirim ve bilgi verme yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği,

9. Kaza tespit tutanağı, eksper raporu, kamera kaydı ve diğer delillerin değerlendirilmesi,

10. Hasar miktarının ve varsa muafiyetin belirlenmesi,

11. Sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünün doğup doğmadığı,

12. Başvuru yolları, zamanaşımı ve görevli merciin belirlenmesi.

 

Bu inceleme, sigorta şirketinin ret gerekçesinin hukuki dayanağının ve somut olay bakımından geçerliliğinin belirlenmesine yardımcı olur.

 

SONUÇ

 

Kasko sigortası, sigorta sözleşmesinde belirtilen rizikolar nedeniyle araçta meydana gelen maddi zararların karşılanmasını amaçlayan önemli bir mal sigortasıdır. Ancak sigortacının sorumluluğunun belirlenmesinde poliçe hükümleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

 

Kasko sigortasında teminat dışında kalan hâller, genel şartların A.5 maddesinde düzenlenmiş; bazı rizikoların ise A.4 maddesi uyarınca ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabilmesi öngörülmüştür. Bu nedenle bir zararın teminat kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenirken yalnızca poliçenin adına veya sigorta şirketinin ret gerekçesine dayanılması yeterli değildir.

 

Uyuşmazlıkların çözümünde en önemli düzenlemelerden biri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1409. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Bu hüküm, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının teminat dışında kaldığını ispat yükünü sigortacıya yüklemektedir. Bununla birlikte sigortalının da sigorta ilişkisinin varlığını, zararın meydana geldiğini ve tazminat talebinin dayanağını ortaya koyması gerekir.

 

Alkollü araç kullanılması, sürücü belgesinin bulunmaması, kaza yerinin terk edilmesi ve aracın anahtar üzerinde bırakılarak çalınması gibi durumlarda, somut olayın özellikleri ve uygulanabilir teminat hükümleri ayrı ayrı incelenmelidir. Sigorta şirketinin teminat dışı hâl iddiası, ilgili koşulların gerçekleştiğini ortaya koyan delillerle desteklenmelidir.

 

Sonuç olarak, kasko sigortası uyuşmazlıklarında doğru hukuki sonuca ulaşılabilmesi için poliçe ve genel şartlar birlikte incelenmeli, hasarın oluş biçimi belirlenmeli, ispat yükü doğru dağıtılmalı ve gerekli hâllerde teknik bilirkişi incelemesine başvurulmalıdır. Sigorta şirketinin tazminat talebini reddetmesi, her durumda bu ret işleminin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Sigortalının sözleşmeden ve mevzuattan doğan haklarını etkili biçimde kullanabilmesi için ret gerekçesinin hukuki ve maddi dayanaklarının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.