Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen hizmet dökümü güncellemesi ile sigortalı çalışanın işten ayrılış nedenine ilişkin bilginin e-Devlet sistemi üzerinden erişime kapatılması, iş hukuku ve temel haklar bakımından önemli sonuçlar doğurmuştur. Anılan düzenleme, özellikle işçi-işveren ilişkilerinde güç dengesizliği, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı bakımından uzun süredir tartışma konusu olan işten çıkış kodlarının yarattığı hak ihlallerine karşı koruyucu bir mekanizma ortaya çıkarmıştır.
İşten Çıkış Kodlarının Hukuki Niteliği ve İşçi Haklarına Etkisi
İşten çıkış kodları, iş sözleşmesinin hangi tarafça ve hangi hukuki sebebe dayanılarak sona erdirildiğini gösteren kayıtlardır. İşverenin iş sözleşmesinin sona ermesini takiben on gün içerisinde işten ayrılış bildirgesini düzenleyerek SGK’ya bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu bildirgede yer alan işten çıkış kodu aynı zamanda işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağının belirlenmesinde de kritik bir rol oynamaktadır. Bunun ötesinde, uygulamada işten çıkış kodlarının işverenler tarafından yeni iş başvurularında bir değerlendirme kriteri olarak kullanıldığı ve işçi aleyhine bir “etiketleme” işlevi gördüğü gözlemlenmektedir.
İş Kanunu m. 25/II Kapsamındaki Fesihler ve Lekelenmeme Hakkı
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesinde düzenlenen “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” sebebiyle yapılan fesihler, işçinin kişilik hakları üzerinde en ağır etkiyi doğuran fesih türlerinden biridir. Bu kapsamdaki bir fesih sebebinin SGK hizmet dökümünde açıkça yer alması işçinin, fesih bildiriminde çıkış kodlarıyla belirtilen isnat nedeniyle fiilen “suçlu” gibi muamele görmesine yol açabilmektedir.
Bu durum, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesi ile lekelenmeme hakkı bakımından ciddi sorunlar doğurmaktadır. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2024/14923 E., 2025/2517 K. sayılı kararında “5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden on günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. Aynı husus, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde de öngörülmüştür. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur.
İşten ayrılma bildirgelerinde yer alan işten çıkış kodları, iş sözleşmesinin kim tarafından ve hangi sebeple sonlandırıldığını gösteren kayıtlardır. İşveren, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından belirlenmiş olan işten çıkış kodlarından, iş sözleşmesinin sona erme sebebine uygun olanı seçerek işaretlemekle yükümlüdür. İşten çıkış kodunun gerçeğe uygun bildirimi, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmede olumlu referans teşkil edebilmesi bakımından önemlidir.” Şeklinde ifade etmek suretiyle işten çıkış kodlarının işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ve yeni bir işe girme sürecinde olumlu veya olumsuz bir etki bırakması bakımından taşıdığı önemi vurgulamıştır.
Hatalı Kod Bildirimi ve İşçinin Başvuru Yolları
Uygulamada, işverenlerin işten çıkış kodlarını gerçeğe aykırı veya işçi üzerinde baskı unsuru oluşturacak şekilde bildirdikleri durumlara sıklıkla rastlanmaktadır. İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu, işten ayrılma tarihini takip eden on günlük süre içerisinde e-Bildirge sistemi üzerinden düzeltebilmektedir. Bu sürenin geçmesi halinde ise, ilgili Sosyal Güvenlik Merkezine başvurulması gerekmektedir.
SGK, işten ayrılış nedenine ilişkin değişiklik taleplerinin, bu talebi destekleyen belgelerle yapılması halinde kabul edileceği düzenlenmiştir. İşçi, işverenle birlikte Kuruma başvurabileceği gibi; işverenin bu başvuruyu reddetmesi durumunda, lehine sonuçlanmış ve kesinleşmiş bir kıdem veya ihbar tazminatı alacağına ilişkin karar yahut işe iade davası sonucunda verilen mahkeme kararı ile tek başına başvuruda bulunabilmektedir.
Ancak uygulamada bu sürecin uzun ve yıpratıcı olması, işçinin yeni bir iş bulma sürecinde telafisi güç zararlara uğramasına neden olmaktadır.
2026 Güncellemesi ve Mahremiyetin Korunması
SGK tarafından yapılan 2026 yılı güncellemesi ile işten çıkış nedeni bilgisinin e-Devlet üzerinden genel erişime kapatılması, işçilerin kişisel verilerinin ve mahremiyet haklarının korunması bakımından önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bu düzenleme, işten çıkış kodlarına erişimi tamamen ortadan kaldırmamakta; ancak bu bilgilere yalnızca işçinin yazılı rızası ve belirli yasal prosedürlerin yerine getirilmesi suretiyle ulaşılmasını mümkün kılmaktadır.
Bu yönüyle düzenleme, hem kişisel verilerin korunması hukuku hem de iş hukukunun işçiyi koruma ilkesiyle uyumlu bir yaklaşım sergilemektedir.
Sonuç
İşten çıkış kodlarının SGK hizmet dökümünde genel erişime kapatılması, işçilerin iş güvencesi, kişilik hakları ve çalışma hakkının etkin biçimde korunması bakımından yerinde ve gerekli bir düzenlemedir. Özellikle masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı çerçevesinde değerlendirildiğinde, işçinin henüz yargı kararıyla sabit olmayan bir isnat nedeniyle iş piyasasında dezavantajlı konuma düşmesinin önüne geçilmesi, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen hizmet dökümü güncellemesi ile sigortalı çalışanın işten ayrılış nedenine ilişkin bilginin e-Devlet sistemi üzerinden erişime kapatılması, iş hukuku ve temel haklar bakımından önemli sonuçlar doğurmuştur. Anılan düzenleme, özellikle işçi-işveren ilişkilerinde güç dengesizliği, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı bakımından uzun süredir tartışma konusu olan işten çıkış kodlarının yarattığı hak ihlallerine karşı koruyucu bir mekanizma ortaya çıkarmıştır.
Kapağan Hukuk Bürosu