İZALE-İ ŞUYU (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ) DAVASI VE DAVA ŞARTI OLARAK ARABULUCULUK
Giriş
Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti, bir mal üzerinde birden fazla kişinin mülkiyet hakkına sahip olduğu mülkiyet türleridir. Ortak mülkiyet ilişkileri, taraflar arasında uzun yıllar boyunca herhangi bir sorun yaratmadan devam edebilmekle birlikte, özellikle miras yoluyla edinilen taşınmazlarda ortakların taşınmazın kullanımı, yönetimi veya tasarrufu konusunda anlaşmazlığa düşmeleri halinde ortaklığın sona erdirilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Türk hukukunda bu ihtiyacın giderilmesi amacıyla düzenlenen dava türü, uygulamada “izale-i şuyu davası” olarak bilinen ortaklığın giderilmesi davasıdır.
Ortaklığın giderilmesi davası, ortak mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesini sağlayan, yenilik doğuran nitelikte bir dava olup, taraflardan herhangi birinin talebi üzerine açılabilmektedir. Son yıllarda yapılan yasal değişikliklerle birlikte bu dava bakımından arabuluculuk kurumu da önemli bir dava şartı hâline gelmiştir.
I. İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasının Tanımı
Ortaklığın giderilmesi davası, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu bir mal üzerindeki ortaklığın mahkeme kararıyla sona erdirilmesini sağlayan davadır. Hukuki dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun paylı mülkiyete ilişkin hükümleri oluşturmaktadır.
Hiç kimse, kanun veya sözleşmeden kaynaklanan bir zorunluluk bulunmadıkça ortak mülkiyet ilişkisini sürdürmeye zorlanamaz. Bu nedenle ortaklardan her biri, ortaklığın devamını engelleyen hukuki bir sınırlama bulunmadığı sürece ortaklığın giderilmesini talep etme hakkına sahiptir.
II. İzale-i Şuyu Davasının Açıldığı Durumlar
Ortaklığın giderilmesi davası en sık aşağıdaki durumlarda açılmaktadır:
1. Miras Kalan Taşınmazlar
Uygulamada davaların büyük çoğunluğu miras yoluyla intikal eden taşınmazlardan kaynaklanmaktadır. Murisin ölümü üzerine mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti oluşur. Mirasçılar taşınmazın paylaşımı konusunda anlaşamazlarsa ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.
Örnek: Anne ve babalarından kalan bir arsanın üç kardeşe miras kaldığı varsayılsın. Kardeşlerden biri taşınmazın satılmasını isterken diğerleri kullanmaya devam etmek istemektedir. Taraflar uzlaşamazsa kardeşlerden herhangi biri ortaklığın giderilmesini talep edebilir.
2. Paylı Mülkiyet İlişkileri
Bir taşınmazın hissedarlar tarafından birlikte satın alınması hâlinde paylı mülkiyet oluşur. Ortaklardan biri artık ortaklığın devamını istemiyorsa dava açabilir.
Örnek: İki arkadaş yatırım amacıyla bir daire satın almıştır. Yıllar sonra taraflardan biri hissesini değerlendirmek ister ancak diğer ortak satın almak istemez. Bu durumda ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.
3. Taşınır Mallarda Ortaklık
Dava yalnızca taşınmazlar için değil; araç, iş makinesi, tekne veya ekonomik değeri bulunan diğer taşınırlar bakımından da açılabilir.
III. Davanın Açılma Usulü
Ortaklığın giderilmesi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Davacı, ortaklardan yalnızca biri olabileceği gibi birden fazla ortak da birlikte dava açabilir. Buna karşılık davanın bütün ortaklara yöneltilmesi zorunludur. Ortaklardan birinin davada taraf gösterilmemesi hâlinde eksik taraf teşkili söz konusu olacağından dava usul yönünden sorun yaşayacaktır.
Dava dilekçesinde ortaklığın hangi mal üzerinde bulunduğu, tarafların pay oranları ve ortaklığın hangi yöntemle sona erdirilmesinin talep edildiği belirtilir. Mahkeme gerekli tapu kayıtlarını, mirasçılık belgelerini ve diğer delilleri topladıktan sonra taşınmazın niteliğini incelemektedir.
Mahkeme, öncelikle aynen bölünmenin mümkün olup olmadığını araştırır. Teknik olarak taşınmazın değer kaybetmeden bölünmesi mümkünse ortaklık aynen taksim yoluyla giderilir. Aynen paylaşım mümkün değil veya ekonomik değerini önemli ölçüde azaltacak nitelikte ise taşınmazın satışına karar verilir.
IV. Ortaklığın Giderilme Yöntemleri
Türk hukukunda ortaklığın giderilmesi iki şekilde gerçekleştirilmektedir.
A. Aynen Taksim
Taşınmazın ekonomik değerini kaybetmeden bölünebilmesi hâlinde her ortağa bağımsız bir bölüm tahsis edilir. Özellikle büyük tarım arazileri veya imar şartlarını taşıyan arsalar bakımından bu yöntem uygulanabilir.
Örnek: 4.000 metrekare büyüklüğündeki bir arsanın imar mevzuatına uygun biçimde dört eşit parsele ayrılması mümkündür. Bu durumda mahkeme aynen taksim kararı verebilir.
B. Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi
Uygulamada en çok karşılaşılan yöntem satıştır. Bölünmesi mümkün olmayan taşınmaz açık artırma yoluyla satılır ve elde edilen bedel ortaklara payları oranında dağıtılır.
Örnek: Tek bir daire dört mirasçıya ait ise dairenin fiziksel olarak bölünmesi mümkün olmadığından satışına karar verilir ve satış bedeli hisseleri oranında paylaşılır.
V. Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Arabuluculuk
Uzun yıllar boyunca ortaklığın giderilmesi davaları bakımından arabuluculuk zorunlu değildi. Taraflar doğrudan dava açabilmekteydi.Ancak yargının iş yükünün azaltılması, uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözümlenmesi ve aile içi anlaşmazlıkların büyümeden uzlaşma yoluyla
sonuçlandırılması amacıyla yapılan yasal değişiklik sonucunda 7445 sayılı Kanun ile ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk dava şartı hâline getirilmiştir. Bu düzenleme 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır.
Buna göre ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce tarafların arabulucuya başvurması zorunludur. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan dava açılması hâlinde mahkeme, dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davayı usulden reddeder.
Bu düzenleme özellikle mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan çözülebilmesini amaçlamaktadır. Arabuluculuk görüşmeleri sırasında taraflar;
* taşınmazın bir ortağa devredilmesi,
* diğer ortakların paylarının satın alınması,
* taşınmazın birlikte satılması,
* satış bedelinin paylaşılması,
* kullanım şeklinin belirlenmesi gibi konularda anlaşmaya varabilirler.
Örnek: Dört kardeşe miras kalan bir konut bakımından kardeşlerden biri evi satın almak istemektedir. Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda diğer kardeşler paylarını belirlenen bedel karşılığında devretmeyi kabul ederse dava açılmasına gerek kalmaksızın uyuşmazlık çözümlenmiş olur.
Buna karşılık taraflar uzlaşamazsa arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir ve bu tutanak dava dilekçesine eklenerek Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.
VI. Arabuluculuğun Ortaklığın Giderilmesi Davalarındaki Önemi
Arabuluculuk, özellikle miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda aile bağlarının korunmasına katkı sağlamaktadır. Mahkeme yargılaması çoğu zaman uzun sürmekte ve taraflar arasındaki iletişimi tamamen koparmaktadır. Buna karşılık arabuluculuk sürecinde taraflar kendi çözümlerini üretebilmekte, satış şekli, bedelin belirlenmesi veya taşınmazın devri konusunda esnek çözümler geliştirebilmektedir.
Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde de arabuluculuk; yargılama giderlerinin, bilirkişi ücretlerinin ve uzun süren dava süreçlerinin doğurduğu maliyetlerin azaltılmasına hizmet etmektedir. Ayrıca açık artırma sonucunda taşınmazın piyasa değerinin altında satılması riski de tarafların uzlaşması sayesinde büyük ölçüde önlenebilmektedir.
Sonuç
Ortaklığın giderilmesi davası, paylı ve elbirliği mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde Türk hukukunun en önemli dava türlerinden biridir. Özellikle miras yoluyla edinilen taşınmazlarda ortakların anlaşamaması hâlinde başvurulan bu dava, aynen taksim veya satış suretiyle ortaklığın sona erdirilmesini sağlamaktadır. 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile dava şartı hâline getirilen arabuluculuk ise uyuşmazlıkların daha kısa sürede, daha düşük maliyetle ve tarafların iradelerine uygun biçimde çözülmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle günümüzde ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk yalnızca usulî bir zorunluluk değil, aynı zamanda etkin ve barışçıl uyuşmazlık çözümünün temel araçlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Giriş
Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti, bir mal üzerinde birden fazla kişinin mülkiyet hakkına sahip olduğu mülkiyet türleridir. Ortak mülkiyet ilişkileri, taraflar arasında uzun yıllar boyunca herhangi bir sorun yaratmadan devam edebilmekle birlikte, özellikle miras yoluyla edinilen taşınmazlarda ortakların taşınmazın kullanımı, yönetimi veya tasarrufu konusunda anlaşmazlığa düşmeleri halinde ortaklığın sona erdirilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Türk hukukunda bu ihtiyacın giderilmesi amacıyla düzenlenen dava türü, uygulamada “izale-i şuyu davası” olarak bilinen ortaklığın giderilmesi davasıdır.
Ortaklığın giderilmesi davası, ortak mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesini sağlayan, yenilik doğuran nitelikte bir dava olup, taraflardan herhangi birinin talebi üzerine açılabilmektedir. Son yıllarda yapılan yasal değişikliklerle birlikte bu dava bakımından arabuluculuk kurumu da önemli bir dava şartı hâline gelmiştir.
I. İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasının Tanımı
Ortaklığın giderilmesi davası, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu bir mal üzerindeki ortaklığın mahkeme kararıyla sona erdirilmesini sağlayan davadır. Hukuki dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun paylı mülkiyete ilişkin hükümleri oluşturmaktadır.
Hiç kimse, kanun veya sözleşmeden kaynaklanan bir zorunluluk bulunmadıkça ortak mülkiyet ilişkisini sürdürmeye zorlanamaz. Bu nedenle ortaklardan her biri, ortaklığın devamını engelleyen hukuki bir sınırlama bulunmadığı sürece ortaklığın giderilmesini talep etme hakkına sahiptir.
II. İzale-i Şuyu Davasının Açıldığı Durumlar
Ortaklığın giderilmesi davası en sık aşağıdaki durumlarda açılmaktadır:
1. Miras Kalan Taşınmazlar
Uygulamada davaların büyük çoğunluğu miras yoluyla intikal eden taşınmazlardan kaynaklanmaktadır. Murisin ölümü üzerine mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti oluşur. Mirasçılar taşınmazın paylaşımı konusunda anlaşamazlarsa ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.
Örnek: Anne ve babalarından kalan bir arsanın üç kardeşe miras kaldığı varsayılsın. Kardeşlerden biri taşınmazın satılmasını isterken diğerleri kullanmaya devam etmek istemektedir. Taraflar uzlaşamazsa kardeşlerden herhangi biri ortaklığın giderilmesini talep edebilir.
2. Paylı Mülkiyet İlişkileri
Bir taşınmazın hissedarlar tarafından birlikte satın alınması hâlinde paylı mülkiyet oluşur. Ortaklardan biri artık ortaklığın devamını istemiyorsa dava açabilir.
Örnek: İki arkadaş yatırım amacıyla bir daire satın almıştır. Yıllar sonra taraflardan biri hissesini değerlendirmek ister ancak diğer ortak satın almak istemez. Bu durumda ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.
3. Taşınır Mallarda Ortaklık
Dava yalnızca taşınmazlar için değil; araç, iş makinesi, tekne veya ekonomik değeri bulunan diğer taşınırlar bakımından da açılabilir.
III. Davanın Açılma Usulü
Ortaklığın giderilmesi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Davacı, ortaklardan yalnızca biri olabileceği gibi birden fazla ortak da birlikte dava açabilir. Buna karşılık davanın bütün ortaklara yöneltilmesi zorunludur. Ortaklardan birinin davada taraf gösterilmemesi hâlinde eksik taraf teşkili söz konusu olacağından dava usul yönünden sorun yaşayacaktır.
Dava dilekçesinde ortaklığın hangi mal üzerinde bulunduğu, tarafların pay oranları ve ortaklığın hangi yöntemle sona erdirilmesinin talep edildiği belirtilir. Mahkeme gerekli tapu kayıtlarını, mirasçılık belgelerini ve diğer delilleri topladıktan sonra taşınmazın niteliğini incelemektedir.
Mahkeme, öncelikle aynen bölünmenin mümkün olup olmadığını araştırır. Teknik olarak taşınmazın değer kaybetmeden bölünmesi mümkünse ortaklık aynen taksim yoluyla giderilir. Aynen paylaşım mümkün değil veya ekonomik değerini önemli ölçüde azaltacak nitelikte ise taşınmazın satışına karar verilir.
IV. Ortaklığın Giderilme Yöntemleri
Türk hukukunda ortaklığın giderilmesi iki şekilde gerçekleştirilmektedir.
A. Aynen Taksim
Taşınmazın ekonomik değerini kaybetmeden bölünebilmesi hâlinde her ortağa bağımsız bir bölüm tahsis edilir. Özellikle büyük tarım arazileri veya imar şartlarını taşıyan arsalar bakımından bu yöntem uygulanabilir.
Örnek: 4.000 metrekare büyüklüğündeki bir arsanın imar mevzuatına uygun biçimde dört eşit parsele ayrılması mümkündür. Bu durumda mahkeme aynen taksim kararı verebilir.
B. Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi
Uygulamada en çok karşılaşılan yöntem satıştır. Bölünmesi mümkün olmayan taşınmaz açık artırma yoluyla satılır ve elde edilen bedel ortaklara payları oranında dağıtılır.
Örnek: Tek bir daire dört mirasçıya ait ise dairenin fiziksel olarak bölünmesi mümkün olmadığından satışına karar verilir ve satış bedeli hisseleri oranında paylaşılır.
V. Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Arabuluculuk
Uzun yıllar boyunca ortaklığın giderilmesi davaları bakımından arabuluculuk zorunlu değildi. Taraflar doğrudan dava açabilmekteydi.Ancak yargının iş yükünün azaltılması, uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözümlenmesi ve aile içi anlaşmazlıkların büyümeden uzlaşma yoluyla
sonuçlandırılması amacıyla yapılan yasal değişiklik sonucunda 7445 sayılı Kanun ile ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk dava şartı hâline getirilmiştir. Bu düzenleme 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır.
Buna göre ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce tarafların arabulucuya başvurması zorunludur. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan dava açılması hâlinde mahkeme, dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davayı usulden reddeder.
Bu düzenleme özellikle mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan çözülebilmesini amaçlamaktadır. Arabuluculuk görüşmeleri sırasında taraflar;
* taşınmazın bir ortağa devredilmesi,
* diğer ortakların paylarının satın alınması,
* taşınmazın birlikte satılması,
* satış bedelinin paylaşılması,
* kullanım şeklinin belirlenmesi gibi konularda anlaşmaya varabilirler.
Örnek: Dört kardeşe miras kalan bir konut bakımından kardeşlerden biri evi satın almak istemektedir. Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda diğer kardeşler paylarını belirlenen bedel karşılığında devretmeyi kabul ederse dava açılmasına gerek kalmaksızın uyuşmazlık çözümlenmiş olur.
Buna karşılık taraflar uzlaşamazsa arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir ve bu tutanak dava dilekçesine eklenerek Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.
VI. Arabuluculuğun Ortaklığın Giderilmesi Davalarındaki Önemi
Arabuluculuk, özellikle miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda aile bağlarının korunmasına katkı sağlamaktadır. Mahkeme yargılaması çoğu zaman uzun sürmekte ve taraflar arasındaki iletişimi tamamen koparmaktadır. Buna karşılık arabuluculuk sürecinde taraflar kendi çözümlerini üretebilmekte, satış şekli, bedelin belirlenmesi veya taşınmazın devri konusunda esnek çözümler geliştirebilmektedir.
Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde de arabuluculuk; yargılama giderlerinin, bilirkişi ücretlerinin ve uzun süren dava süreçlerinin doğurduğu maliyetlerin azaltılmasına hizmet etmektedir. Ayrıca açık artırma sonucunda taşınmazın piyasa değerinin altında satılması riski de tarafların uzlaşması sayesinde büyük ölçüde önlenebilmektedir.
Sonuç
Ortaklığın giderilmesi davası, paylı ve elbirliği mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde Türk hukukunun en önemli dava türlerinden biridir. Özellikle miras yoluyla edinilen taşınmazlarda ortakların anlaşamaması hâlinde başvurulan bu dava, aynen taksim veya satış suretiyle ortaklığın sona erdirilmesini sağlamaktadır. 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile dava şartı hâline getirilen arabuluculuk ise uyuşmazlıkların daha kısa sürede, daha düşük maliyetle ve tarafların iradelerine uygun biçimde çözülmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle günümüzde ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk yalnızca usulî bir zorunluluk değil, aynı zamanda etkin ve barışçıl uyuşmazlık çözümünün temel araçlarından biri olarak kabul edilmektedir.