ÇEK ÖDENMEZSE NE OLUR? KARŞILIKSIZ ÇEKTEN DOĞAN HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUK
1. ÇEKİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Çek, Türk Ticaret Kanunu uyarınca kambiyo senedi niteliğinde olan ve esas itibarıyla bir ödeme aracı olarak kullanılan kıymetli evraktır. Çek, kredi sağlama işlevinden ziyade belirli bir bedelin banka aracılığıyla ödenmesini sağlayan bir havale ve ödeme aracı niteliğindedir. Bu nedenle çekin temel fonksiyonu, düzenleyenin bankadaki hesabından çek bedelinin lehtara veya yetkili hamile ödenmesini sağlamaktır.
Bir belgenin çek niteliğini taşıyabilmesi için kanunda öngörülen zorunlu unsurları içermesi gerekir. Bunların başında “çek” kelimesi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi yönünde havale, muhatap bankanın ticaret unvanı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası gelmektedir. Çek, hukuken görüldüğünde ödenmesi gereken bir senet olup kural olarak vadeye tabi değildir. Bununla birlikte uygulamada ileri tarihli çek düzenlenebilmekte ve kanunun öngördüğü özel hükümler çerçevesinde bu çeklerin bankaya ibrazı belirli bir tarihe kadar sınırlandırılabilmektedir.
Çek, kanunen emre yazılı kambiyo senetlerinden olması nedeniyle ciro ve zilyetliğin devri yoluyla dolaşıma girebilir. Böylece düzenleyen, muhatap bankaya belirli bir bedeli ödeme yönünde talimat verirken, lehtar veya çeki ciro yoluyla devralan hamil de çek bedelini tahsil etme hakkına sahip olur.
2. ÇEKİN KARŞILIKSIZ ÇIKMASI
Çekin karşılıksız çıkması, çekin kanuni ibraz süresi içerisinde bankaya sunulduğu tarihte, hesapta çek bedelinin tamamını karşılayacak yeterli karşılığın bulunmaması durumunu ifade eder. Hesapta kısmi karşılık bulunması halinde banka, mevzuatın öngördüğü şartlar çerçevesinde mevcut karşılığı ödemek ve kalan miktar bakımından çekin karşılıksız olduğunu tespit etmek durumundadır.
Karşılıksız işleminin banka tarafından çek üzerine işlenmesi, çek hamilinin hem hukuki hem de cezai yollara başvurabilmesi bakımından önem taşır. Bu aşamadan sonra hamil, şartları oluştuğu takdirde çek bedelinin tahsili amacıyla keşideciye ve diğer kambiyo borçlularına karşı başvuru haklarını kullanabilir.
3. ÇEKTE İBRAZ SÜRESİ
Çeke ilişkin başvurma haklarının kullanılabilmesi bakımından çekin kanuni süresi içerisinde bankaya ibraz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 796. maddesine göre çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmelidir. Düzenleme ve ödeme yerlerinin farklı ülkelerde bulunması halinde ise bu süre, ülkelerin aynı kıtada bulunup bulunmamasına göre bir veya üç ay olarak uygulanmaktadır.
İbraz süresi, çek üzerinde gösterilen düzenlenme tarihinin ertesi günü işlemeye başlar. Bu nedenle yalnızca çekin bankaya ne zaman sunulduğunun bilinmesi yeterli olmayıp düzenleme ve ödeme yerlerinin de çek üzerinden belirlenmesi gerekir.
İbraz süresinin geçirilmesi, özellikle karşılıksız çek düzenleme suçuna ilişkin şikayet hakkı ile kambiyo senedinden doğan başvurma hakları bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çekin süresinde ibraz edilmesi, hamilin sahip olduğu hakların korunmasının temel şartlarından biridir.
4. KARŞILIKSIZ ÇEKTEN DOĞAN HUKUKİ SORUMLULUK
Çek bedelinin süresinde ibraz edilmesine rağmen ödenmemesi halinde hamilin kambiyo hukukundan kaynaklanan başvurma hakkının doğabilmesi için çekin ödenmediğinin kanunda öngörülen usullerden biriyle tespit edilmesi gerekir. Bu tespit, uygulamada çoğunlukla banka tarafından çek üzerine yapılan karşılıksızlık işlemiyle gerçekleştirilir.
Hamil, şartların gerçekleşmesi halinde çek bedelinin tahsili amacıyla keşideciye ve koşulları oluşmuşsa cirantalara başvurabilir. Türk Ticaret Kanunu kapsamında hamilin talep edebileceği başlıca kalemler şunlardır:
- Ödenmemiş çek bedeli,
- İbraz tarihinden itibaren işleyecek faiz,
- Protesto veya buna denk olan belirlemenin ve ihbarnamelerin giderleri ile diğer masraflar,
- Çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon.
Dolayısıyla karşılıksız çek, yalnızca çek bedelinin ödenmemesi sonucunu doğurmamakta; kanuni şartların gerçekleşmesi halinde hamil bakımından faiz, masraf ve komisyon gibi fer’î alacakların da talep edilebilmesine imkan sağlamaktadır.
5. KARŞILIKSIZ ÇEK VE İCRA TAKİBİ
Karşılıksız kalan çek bedelinin tahsili bakımından başvurulabilecek temel hukuki yollardan biri icra takibidir. Çek, kambiyo senedi niteliğinde olduğundan, gerekli şartların mevcut olması halinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılabilir.
Alacaklı, karşılıksız çek ve gerekli diğer belgelerle birlikte yetkili icra dairesine başvurarak takip talebinde bulunabilir. İcra takibinin başlatılması üzerine borçluya kanunda öngörülen ödeme emri tebliğ edilir. Borçlunun, ödeme emrine karşı itiraz ve şikâyet haklarını ilgili yasal süreler içerisinde kullanması mümkündür.
Bu noktada çekin kambiyo senedi niteliği taşıması nedeniyle takip hukukuna ilişkin özel hükümlerin uygulanacağı ve borçlunun itirazının niteliğine göre farklı hukuki sonuçların ortaya çıkabileceği dikkate alınmalıdır.
6. KARŞILIKSIZ ÇEKTEN DOĞAN CEZAİ SORUMLULUK
Karşılıksız çek düzenleme fiili, 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında belirli şartların gerçekleşmesi halinde cezai sorumluluk doğurabilmektedir. Buna göre, kanuni ibraz süresi içerisinde “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine her bir çek bakımından bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmedilebilir. Bununla birlikte hükmedilecek adli para cezasının miktarı, çekin karşılıksız kalan bedelinden az olamaz.
Karşılıksız çek düzenleme suçu bakımından doğrudan hapis cezasına hükmedilmesi söz konusu değildir. Esas yaptırım adli para cezasıdır. Ancak hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, 5275 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde cezanın hapse çevrilmesi gündeme gelebilir.
Cezai sorumluluğun doğabilmesi bakımından özellikle şu hususların bulunması önem taşımaktadır:
- Çekin kanuni ibraz süresi içerisinde bankaya sunulmuş olması,
- Çek hakkında banka tarafından karşılıksızlık işleminin gerçekleştirilmiş olması,
- Çek hamilinin kanunda öngörülen süre içerisinde şikayette bulunması.
Mahkeme ayrıca hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verebilir. Mevcut bir yasak bulunması hâlinde bu yasağın devamına da hükmedilebilir. Yargılama sırasında ise gerekli şartların bulunması hâlinde koruma tedbiri niteliğinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygulanması mümkündür.
7. ŞİKAYET HAKKI VE SÜRESİ
Karşılıksız çek düzenleme suçu şikayete tabi bir suçtur. Bu nedenle yetkili makamların soruşturma ve kovuşturma sürecini başlatabilmesi için kanunen şikayet hakkına sahip kişinin süresi içerisinde başvuruda bulunması gerekir.
Şikayet hakkı kural olarak, karşılıksızlık işlemi yaptıran ve çeki elinde bulunduran hamile aittir. Bunun yanında, çek bedelini hamile ödeyerek çeki devralan ve karşılıksızlık işlemi yaptırılan çek üzerinde hak sahibi olan önceki cirantanın da kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde şikayet hakkı bulunmaktadır.
Şikayet süresi, karşılıksız çek bakımından özel olarak düzenlenmiş olup hamilin çekin bankaya ibraz edildiği ve karşılıksızlık işleminin gerçekleştirildiği tarihten itibaren üç aydır. Şikayetin görevli icra ceza mahkemesine yapılması gerekir.
SONUÇ
Karşılıksız çek, hem özel hukuk hem de ceza hukuku bakımından birden fazla hukuki sonucu beraberinde getirebilen bir durumdur. Çekin süresinde ibraz edilmesi ve karşılıksızlık işleminin usulüne uygun biçimde gerçekleştirilmesi, hamilin kambiyo senedinden doğan haklarını kullanabilmesi açısından temel önem taşır.
Hamil, şartların oluşması halinde çek bedelinin yanı sıra kanunda öngörülen faiz, masraf ve komisyonları talep edebilir; ayrıca kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine başvurabilir. Diğer taraftan, kanuni ibraz süresi içerisinde karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmesi ve hamilin süresinde şikayette bulunması hâlinde, 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında cezai sorumluluk da gündeme gelebilir.
Bu nedenle karşılıksız çek uyuşmazlıklarında çekin düzenlenme ve ödeme yerleri, ibraz tarihi, banka tarafından gerçekleştirilen karşılıksızlık işlemi, hamilin sıfatı ve şikayet süresi birlikte değerlendirilmelidir. Somut olayda bu unsurlardan herhangi birinin farklılık göstermesi, hamilin başvurabileceği hukuki ve cezai yolların kapsamını doğrudan etkileyebilecektir.