İlamsız İcra Takibinde İtiraz Süresi, İtiraz Usulü ve Hukuki Sonuçları
Giriş
İcra hukuku, alacaklının alacağını devlet gücü aracılığıyla cebri icra yoluyla tahsil etmesini sağlayan hukuk dalıdır. Türk hukukunda cebri icra yollarından biri olan ilamsız icra takibi, herhangi bir mahkeme ilamına veya ilam niteliğinde belgeye ihtiyaç duyulmaksızın para ve teminat alacaklarının tahsil edilmesini amaçlayan pratik ve hızlı bir takip yoludur. İlamsız icra takibinin alacaklı bakımından hızlı bir tahsil imkânı sağlaması kadar, borçlunun haksız takiplere karşı korunması da önem arz etmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, borçluya ödeme emrine karşı itiraz hakkı tanımış ve bu hakkın kullanılmasına ilişkin süre ile usulü ayrıntılı şekilde düzenlemiştir.
İlamsız İcra Takibi Kavramı
İlamsız icra takibi, İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca, alacaklının elinde mahkeme kararı bulunmaksızın para veya teminat alacağının tahsilini sağlamak amacıyla başlatılan cebri icra yoludur. Bu takip türünde icra müdürlüğü, alacağın varlığını araştırmaz; yalnızca usulüne uygun bir takip talebi üzerine borçluya ödeme emri gönderir.
Ödeme emrinin tebliği ile birlikte borçluya borcu ödeme veya takibe itiraz etme imkânı tanınmaktadır. Böylece ilamsız icra takibi, alacaklının menfaati ile borçlunun hukuki güvenliği arasında denge kurmayı amaçlayan bir takip mekanizmasıdır.
İlamsız İcra Takibine İtiraz Süresi
İİK’nın 62. maddesi uyarınca, borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup süresinde kullanılmayan itiraz hakkı ortadan kalkmaktadır.
Yedi günlük süre, ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği günü değil, tebliği izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Sürenin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde ise süre, tatili izleyen ilk iş günü sona ermektedir.
Borçlu, yedi günlük süre içerisinde itiraz etmezse takip kesinleşir. Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı, borçlunun malvarlığı üzerinde haciz işlemlerinin uygulanmasını talep edebilir.
İlamsız İcra Takibine İtirazın Konusu
Borçlu, ilamsız icra takibine farklı gerekçelerle itiraz edebilir. Bunlar genel olarak aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır:
* Borcun hiç doğmadığı iddiası,
* Borcun tamamen veya kısmen ödendiği iddiası,
* Alacağın zamanaşımına uğradığı savunması,
* Takip ehliyeti veya taraf sıfatına ilişkin itirazlar,
* İmzanın borçluya ait olmadığı iddiası (imzaya itiraz),
* Faiz miktarına veya fer’î alacaklara yönelik itirazlar.
Borçlu, borcun tamamına itiraz edebileceği gibi yalnızca belirli bir kısmına da itiraz edebilir. Kısmi itiraz hâlinde, itiraz edilmeyen miktar yönünden takip kesinleşirken yalnızca itiraz edilen bölüm bakımından takip durmaktadır.
İlamsız İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır?
Borçlu, ödeme emrini gönderen icra dairesine başvurarak sözlü veya yazılı şekilde itiraz edebilir. Uygulamada itiraz çoğunlukla yazılı dilekçe ile gerçekleştirilmektedir.
İtiraz dilekçesinde;
* takip dosyasının esas numarası,
* alacaklı ve borçlu bilgileri,
* itirazın kapsamı,
* varsa hukuki gerekçeler belirtilmektedir.İİK bakımından borçlunun ayrıntılı delil sunma zorunluluğu bulunmamakla birlikte, özellikle ileride açılabilecek itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davalarında kullanılabilecek belgelerin muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır.
İtirazın Hukuki Sonuçları
Borçlunun yedi günlük süre içerisinde yaptığı usulüne uygun itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Bu aşamada icra müdürlüğü haciz işlemi yapamaz ve cebri icra faaliyetleri askıya alınır.
Ancak itiraz, alacağın ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Borçlu yalnızca takibin ilerlemesini geçici olarak durdurmuş olur. Alacaklı, alacağını tahsil edebilmek için kanunda öngörülen yollardan birine başvurmak zorundadır.
Alacaklının Başvurabileceği Hukuki Yollar
Borçlunun itirazı üzerine alacaklı, itirazın niteliğine göre iki temel hukuki yoldan birini tercih edebilir.
1. İtirazın Kaldırılması
Borçlunun ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmesiyle duran takibin devamını sağlamak isteyen alacaklı, İcra ve İflas Kanunu’nun 68 ve 68/a maddeleri uyarınca itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir. Bu yol, kesin kaldırma ve geçici kaldırma olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Kesin kaldırma, alacaklının elinde borçlunun imzasını taşıyan adi yazılı borç ikrarı, noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış belgeler ya da kanunun aradığı diğer nitelikli yazılı delillerin bulunması hâlinde uygulanır. İcra mahkemesi, alacağın esasını değil, yalnızca kanunda öngörülen belgelerin varlığını ve takip hukukuna ilişkin şartları inceler. Talebin kabulü hâlinde itiraz kaldırılır, takip kaldığı yerden devam eder ve alacaklı haciz talebinde bulunabilir.
Geçici kaldırma ise yalnızca borçlunun takip dayanağı belgedeki imzayı inkâr etmesi durumunda söz konusu olur. İcra mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğu yönünde kanaate varması hâlinde itiraz geçici olarak kaldırılır ve takip devam eder. Ancak borçlu, kanunda öngörülen süre içerisinde genel mahkemede borçtan kurtulma davası açarak imzanın kendisine ait olmadığını veya borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bu yönüyle geçici kaldırma, borçluya maddi hukuk bakımından iddialarını ileri sürme imkânı tanıyan geçici nitelikte bir koruma mekanizmasıdır.
Dolayısıyla kesin kaldırma ile geçici kaldırma arasındaki temel fark, kesin kaldırmanın alacağın yazılı belgelerle ispatına dayanması; geçici kaldırmanın ise yalnızca imzaya itiraz hâlinde uygulanması ve borçluya sonradan borçtan kurtulma davası açma imkânı tanımasıdır.
2. İtirazın İptali Davası
Alacaklının elinde itirazın kaldırılmasına elverişli belgeler bulunmuyorsa genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekir.
Bu dava, genel hükümlere göre yürütülen bir alacak davası niteliğindedir. Mahkeme, tarafların sunduğu tüm delilleri değerlendirerek alacağın mevcut olup olmadığını araştırır.
Mahkemenin davayı kabul etmesi hâlinde borçlunun itirazı iptal edilir ve takip kaldığı yerden devam eder. Bunun yanında, borçlunun kötü niyetli olduğu veya itirazında haksız bulunduğu şartların gerçekleşmesi hâlinde icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir.
Buna karşılık davanın reddedilmesi hâlinde takip tamamen sona erer ve alacaklı, şartları oluşmuşsa borçlu lehine tazminat ödeme yükümlülüğü ile de karşılaşabilir.
İtiraz Edilmemesinin Sonuçları
Borçlu, ödeme emrine yedi gün içerisinde itiraz etmezse ilamsız icra takibi kesinleşmektedir. Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı haciz talebinde bulunabilir ve borçlunun taşınır, taşınmaz, banka hesapları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine haciz uygulanabilir.
Ancak takip kesinleşmiş olsa dahi borçlu, belirli şartların varlığı hâlinde menfi tespit veya istirdat davası açarak borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bununla birlikte bu davalar, takibin kesinleşmesini kendiliğinden durdurmamaktadır.
Sonuç
İlamsız icra takibi, alacaklıya hızlı ve etkili bir takip imkânı sağlayan önemli bir cebri icra yoludur. Bununla birlikte, borçlunun hukuki korunmasını sağlamak amacıyla ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük itiraz süresi öngörülmüştür. Süresi içerisinde yapılan itiraz, takibi kendiliğinden durdurmakta ve alacaklıyı itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yollarından birine başvurmaya zorlamaktadır. Buna karşılık süresi içinde itiraz edilmemesi, takibin kesinleşmesine ve haciz aşamasına geçilmesine neden olmaktadır. Bu nedenle hem alacaklı hem de borçlu bakımından yasal sürelerin dikkatle takip edilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kapağan Hukuk Bürosu