AKILLI SÖZLEŞMELERİN HUKUKİ ANALİZİ / 08.07.2026

AKILLI SÖZLEŞMELERİN TÜRK BORÇLAR HUKUKU BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Giriş

Dijitalleşme, son yıllarda ekonomik ve sosyal yaşamın hemen her alanında olduğu gibi hukuk alanında da köklü değişikliklere yol açmıştır. Elektronik ticaretin yaygınlaşması, blokzincir (blockchain) teknolojisinin gelişmesi ve dijital varlıkların ekonomik değer kazanması, sözleşmeler hukukunda yeni hukuki kurumların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu kurumların başında ise akıllı sözleşmeler (smart contracts) gelmektedir.

Akıllı sözleşmeler, taraflar arasında kararlaştırılan şartların gerçekleşmesi hâlinde sözleşmenin herhangi bir insan müdahalesine ihtiyaç duyulmaksızın otomatik olarak ifa edilmesini sağlayan bilgisayar programlarıdır. Her ne kadar “sözleşme” olarak adlandırılsalar da teknik anlamda bir yazılım kodundan oluşurlar. Bununla birlikte bu kodlar, tarafların irade beyanlarını ve sözleşme hükümlerini dijital ortama taşıdığı için hukuk bakımından klasik sözleşmelerle yakın bir ilişki içerisindedir.

Özellikle blokzincir teknolojisinin gelişmesiyle birlikte akıllı sözleşmeler yalnızca kripto varlık transferlerinde değil; sigorta, finans, tedarik zinciri yönetimi, fikrî mülkiyet, lojistik ve dijital kimlik sistemleri gibi birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır. İşlem güvenliği, düşük maliyet, otomatik ifa ve aracı kurumlara duyulan ihtiyacın azalması, bu sistemlerin en önemli avantajları arasında gösterilmektedir. Buna karşılık kodlama hataları, anonimlik, değiştirilemezlik ve mevcut hukuk kurallarına uyum gibi sorunlar da akıllı sözleşmelerin hukuki niteliği konusunda önemli tartışmaları beraberinde getirmektedir.

Türk hukukunda akıllı sözleşmelere ilişkin özel bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu sözleşmelerin hukuki niteliği ve geçerliliği, genel hükümler çerçevesinde, özellikle Türk Borçlar Kanunu hükümleri esas alınarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda irade beyanı, işlem ehliyeti, şekil şartı, elektronik imza ve sözleşmenin geçerlilik koşulları bakımından çeşitli hukuki sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Bu çalışmada öncelikle akıllı sözleşme kavramı ve teknik yapısı açıklanacak; ardından Türk Borçlar Hukuku bakımından kuruluşu, geçerliliği ve uygulanması değerlendirilerek mevcut hukuki sorunlara ilişkin çözüm önerileri ortaya konulacaktır.

 

I. Akıllı Sözleşme Kavramı ve Hukuki Niteliği

 

A. Akıllı Sözleşme Kavramı

Akıllı sözleşme kavramı ilk kez 1990’lı yıllarda Nick Szabo tarafından ortaya atılmıştır. Szabo’ya göre akıllı sözleşmeler, sözleşme hükümlerinin bilgisayar kodlarına dönüştürülmesi ve belirlenen şartların gerçekleşmesi üzerine otomatik olarak uygulanmasını sağlayan dijital protokollerdir. Bu tanım, günümüzde kullanılan akıllı sözleşme anlayışının da temelini oluşturmaktadır.

Akıllı sözleşmelerin temel amacı, sözleşmenin ifasını tarafların iradesinden bağımsız hâle getirerek güven unsurunu teknolojiyle sağlamaktır. Geleneksel sözleşmelerde taraflardan birinin edimini yerine getirmemesi hâlinde mahkemeye başvurulması veya icra yoluna gidilmesi

gerekirken, akıllı sözleşmelerde sözleşme şartları gerçekleştiği anda sistem otomatik olarak edimi yerine getirir.

Bu nedenle akıllı sözleşmeler, çoğu zaman “güven yerine kod” (code replaces trust) anlayışının somut bir örneği olarak gösterilmektedir. Taraflar birbirlerini tanımıyor olsalar dahi, blokzincir sistemi sayesinde sözleşmenin belirlenen şartlar çerçevesinde eksiksiz şekilde uygulanacağına güvenebilmektedir.

 

B. Blokzincir Teknolojisi ile İlişkisi

Akıllı sözleşmeler çoğunlukla blokzincir teknolojisi üzerinde çalışmaktadır. Blokzincir; merkezi bir otoriteye bağlı olmayan, işlemlerin değiştirilemez şekilde kaydedildiği dağıtık bir veri tabanıdır. Sistemde gerçekleştirilen her işlem ağdaki birçok kullanıcı tarafından doğrulanmakta ve doğrulanan işlemler zincir hâlindeki bloklara kaydedilmektedir.

Bu yapı sayesinde sisteme sonradan müdahale edilmesi veya kayıtların değiştirilmesi son derece güçleşmektedir. Böylece taraflar arasında güven ilişkisi bulunmasa dahi sözleşmenin güvenli şekilde yürütülmesi mümkün olmaktadır.

Özellikle Ethereum platformunun geliştirilmesiyle birlikte akıllı sözleşmeler yalnızca kripto para transferleri için değil; dijital varlık yönetimi, merkeziyetsiz finans (DeFi), tokenizasyon ve dijital kimlik doğrulama gibi birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır.

 

C. Akıllı Sözleşmelerin Hukuki Niteliği

Akıllı sözleşmelerin hukuki niteliği öğretide tartışmalıdır.

Bir görüşe göre akıllı sözleşmeler başlı başına bir sözleşme değildir; yalnızca mevcut bir sözleşmenin otomatik olarak yerine getirilmesini sağlayan teknik bir araçtır. Bu görüş özellikle off-chain akıllı sözleşmeler bakımından ağırlık kazanmaktadır.

Diğer görüş ise özellikle blokzincir üzerinde doğrudan kurulan on-chain akıllı sözleşmelerde tarafların teklif ve kabul iradelerinin tamamen dijital ortamda açıklanması nedeniyle bunların bağımsız bir sözleşme olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Kanaatimizce bu tartışmada tek tip bir çözüm benimsemek isabetli değildir. Tarafların önceden yazılı olarak kurdukları bir sözleşmenin yalnızca ifasını otomatikleştiren sistemler bağımsız bir sözleşme olarak değerlendirilemez. Buna karşılık tarafların bütün irade açıklamalarını blokzincir üzerinde gerçekleştirdikleri ve hukuki ilişkinin tamamının kodlar aracılığıyla kurulduğu sistemlerde akıllı sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu anlamında bir sözleşme olarak kabul edilmesi mümkündür.

Dolayısıyla akıllı sözleşmelerin hukuki niteliği belirlenirken kullanılan teknoloji değil, tarafların hukuki ilişkiyi kurma biçimi esas alınmalıdır.

 

II. TÜRK BORÇLAR HUKUKU BAKIMINDAN AKILLI SÖZLEŞMELERİN KURULUŞU

 

A.       Genel Olarak

Akıllı sözleşmelerin Türk Borçlar Hukuku bakımından geçerli bir sözleşme olarak kabul edilip edilemeyeceğinin belirlenebilmesi için öncelikle Türk Borçlar Kanunu’nda sözleşmenin kurulmasına ilişkin genel hükümler esas alınmalıdır. TBK m. 1 uyarınca sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını açıklamalarıyla kurulur. Kanun koyucu, sözleşmenin kurulması bakımından belirli bir iletişim yöntemini zorunlu tutmamış; tarafların iradelerinin karşılıklı olarak uyuşmasını yeterli görmüştür. Bu nedenle, sözleşmenin fiziksel ortamda, elektronik iletişim araçlarıyla veya blokzincir altyapısı üzerinde kurulmuş olması tek başına sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.

 

Akıllı sözleşmelerde de esasen klasik sözleşmelerde olduğu gibi tarafların hukuki sonuç doğurma iradesi bulunmaktadır. Ancak bu irade, yazılı metinler veya sözlü açıklamalar yerine programlama dili kullanılarak oluşturulan bilgisayar kodları aracılığıyla ortaya konulmaktadır. Dolayısıyla akıllı sözleşmeler bakımından çözülmesi gereken temel mesele, bilgisayar kodları ile açıklanan iradenin TBK anlamında hukuken geçerli bir irade beyanı sayılıp sayılamayacağıdır.

 

Kanaatimizce, irade beyanının mutlaka doğal dil kullanılarak açıklanmasını zorunlu kılan herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığından, tarafların hukuki ilişki kurma iradelerini bilgisayar kodları aracılığıyla açıklamaları da sözleşmenin kurulması bakımından yeterli kabul edilmelidir. Nitekim günümüzde internet bankacılığı, elektronik ticaret platformları ve otomatik sipariş sistemlerinde de irade beyanları çoğu zaman insan müdahalesi olmaksızın elektronik sistemler aracılığıyla açıklanmaktadır. Akıllı sözleşmeler bu gelişimin daha ileri bir aşamasını oluşturmaktadır.

 

B. Teklif ve Kabul

Türk Borçlar Kanunu’nda sözleşmenin kurulabilmesi için taraflardan birinin sözleşme yapma teklifinde bulunması ve diğer tarafın bu teklifi kabul etmesi gerekir. Akıllı sözleşmeler bakımından da aynı ilke geçerlidir.

Blokzincir ağı üzerinde oluşturulan bir akıllı sözleşme kodunun, gerekli unsurları içermesi ve sözleşmeyi hazırlayan kişinin bağlanma iradesini açıkça ortaya koyması hâlinde hukuken teklif niteliği taşıdığı kabul edilmelidir. Buna karşılık, yalnızca ürün veya hizmete ilişkin genel bilgilerin blokzincir sisteminde yayımlanması her durumda teklif olarak değerlendirilemez. Özellikle sınırsız sayıda kullanıcıya hitap eden dijital platformlarda yapılan açıklamalar çoğu zaman öneriye davet niteliğinde olacaktır.

Kabul iradesi ise karşı tarafın akıllı sözleşmede öngörülen işlemi gerçekleştirmesiyle ortaya çıkar. Örneğin dijital cüzdandan belirlenen kripto varlığın sözleşme adresine gönderilmesi, dijital anahtarın sisteme girilmesi veya kodda belirtilen diğer teknik işlemlerin yerine getirilmesi kabul anlamına gelir. Kabul işlemi tamamlandığında sistem otomatik olarak sözleşmeyi yürürlüğe koyar ve tarafların edimleri ifa edilmeye başlanır.

Bu yönüyle akıllı sözleşmelerde teklif ve kabul mekanizması klasik sözleşmelerden farklı değildir. Fark yalnızca irade açıklamasının bilgisayar kodları aracılığıyla gerçekleştirilmesidir.

 

C. İrade Beyanının Hukuki Niteliği

 

Akıllı sözleşmeler bakımından tartışılması gereken önemli konulardan biri de bilgisayar yazılımı tarafından gerçekleştirilen işlemlerin kime isnat edileceğidir.

Günümüzde kullanılan akıllı sözleşmelerin büyük bölümü önceden programlanan algoritmalar çerçevesinde çalışmaktadır. Yazılım, tarafların daha önce belirlediği şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmekte ve gerekli şartlar oluştuğunda sözleşmeyi otomatik olarak yerine getirmektedir. Dolayısıyla burada bağımsız bir yazılım iradesinden değil, tarafların önceden açıkladıkları iradenin teknik araçlar vasıtasıyla uygulanmasından söz etmek gerekir.

Bu nedenle otomatik çalışan bir akıllı sözleşmenin gerçekleştirdiği işlemler, doğrudan doğruya sözleşmeyi oluşturan gerçek veya tüzel kişilere isnat edilmelidir. Yazılım yalnızca irade beyanını yerine getiren teknik bir araç niteliğindedir.

Bununla birlikte yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kendi kararlarını oluşturabilen sistemlerin ortaya çıkması, bu değerlendirmeyi güçleştirmektedir. Gelecekte tamamen otonom şekilde sözleşme kurabilen yapay zekâ sistemlerinin yaygınlaşması hâlinde, irade beyanının kime ait olduğu ve doğacak zararlardan kimin sorumlu olacağı yeni hukuki tartışmaları beraberinde getirecektir.

 

D. Tarafların İşlem Ehliyeti

 

Türk Medeni Kanunu uyarınca bir kişinin tek başına hukuki işlem yapabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması, ergin bulunması ve kısıtlı olmaması gerekir.

Akıllı sözleşmeler bakımından en önemli sorunlardan biri, blokzincir sisteminin anonim yapısı nedeniyle tarafların fiil ehliyetinin denetlenememesidir. Sistemde kişiler gerçek isimleri yerine kriptografik cüzdan adresleriyle işlem yaptığından, karşı tarafın ergin olup olmadığı veya ayırt etme gücünü taşıyıp taşımadığı çoğu zaman belirlenememektedir.

Bu durum özellikle sınırlı ehliyetsizler bakımından önemli sorunlar doğurabilir. Örneğin velisinin izni olmadan blokzincir üzerinden yüksek miktarlı bir dijital varlık satın alan küçüğün yaptığı işlem, Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde geçersizlik iddialarına konu olabilecektir. Ancak akıllı sözleşme, hukuki tartışmalar sonuçlanmadan çok önce otomatik olarak ifa edilmiş olacaktır.

Kanaatimizce bu sorunun çözümü, blokzincirin anonim yapısından tamamen vazgeçilmesi değildir. Bunun yerine dijital kimlik doğrulama sistemlerinin geliştirilmesi ve elektronik kimlik altyapılarının blokzincir teknolojisiyle entegre edilmesi daha isabetli olacaktır. Böylece hem kullanıcıların anonimliği korunacak hem de işlem ehliyetine ilişkin hukuki güvenlik sağlanabilecektir.

 

E. Sözleşmenin Konusu ve Hukuka Uygunluk

 

Akıllı sözleşmeler bakımından sözleşme konusu da Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine tabidir. Bu nedenle konusu hukuka, emredici hükümlere, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı olan bir akıllı sözleşme, teknik olarak kusursuz şekilde çalışsa bile hukuken geçerli kabul edilemez.

Benzer şekilde imkânsız edimler de akıllı sözleşmenin konusunu oluşturamaz. Kodun çalışıyor olması, hukuken geçerli bir borç ilişkisi bulunduğu anlamına gelmez. Bu nedenle akıllı sözleşmenin teknik geçerliliği ile hukuki geçerliliği birbirinden ayrılmalıdır.

Bu ayrım özellikle uygulamada büyük önem taşımaktadır. Zira blokzincir sistemi, hukuka aykırı bir sözleşmeyi de teknik olarak eksiksiz şekilde yerine getirebilir. Böyle bir durumda teknik ifa gerçekleşmiş olsa bile sözleşmenin hukuki sonuçları genel hükümler çerçevesinde değerlendirilecektir.

 

F. Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmenin kurulmasına ilişkin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, akıllı sözleşmelerin mevcut hukuk düzeni içerisinde tamamen geçersiz sayılmasını gerektiren genel bir sebep bulunmamaktadır. Tarafların karşılıklı irade beyanlarının mevcut olması, sözleşme konusunun hukuka uygun bulunması ve kanunda öngörülen diğer geçerlilik şartlarının sağlanması hâlinde, akıllı sözleşmeler de klasik sözleşmeler gibi hukuki sonuç doğurabilecektir.

Bununla birlikte anonimlik, işlem ehliyetinin denetlenememesi, yazılım hataları ve otomatik ifa mekanizmasının geri döndürülemez niteliği, mevcut borçlar hukuku sisteminde yeni hukuki sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle akıllı sözleşmelerin yaygınlaşmasıyla birlikte Türk hukukunda özellikle elektronik kimlik doğrulaması, dijital imza sistemleri ve blokzincir tabanlı işlemlere ilişkin özel düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz görünmektedir.