BOŞANMA SONRASI ORTAK VELAYET: ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI ve EBEVEYN HAKLARI / 14.09.2026

TÜRK HUKUKUNDA ORTAK VELAYET NEDİR?

 

Boşanma, yalnızca eşler arasındaki evlilik birliğini sona erdiren bir hukuki kurum olmayıp, ortak çocukların velayeti, kişisel ilişki kurulması ve çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma gibi birçok hukuki sonucu da beraberinde getirmektedir. Boşanma sonrasında velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı, uygulamada en fazla uyuşmazlık meydana getiren aile hukuku meselelerinden biridir. 

Geleneksel velayet sisteminde boşanma sonrasında velayet anne veya babadan birisine bırakılmakta, diğer ebeveyn ile çocuk arasında ise kişisel ilişki kurulmaktadır. Son yıllarda anne ve babanın çocuk üzerindeki velayet  yetkisini birlikte kullanmaya devam ettiği "ortak velayet" modeli Türk hukukunda da uygulama alanı bulmaya başlamıştır.

 

VELAYET KAVRAMI ve HUKUKİ NİTELİĞİ

Velayet, anne ve babanın ergin olmayan çocuklarının bakım, eğitim, korunma ve yetiştirilmesine ilişkin hak ve yükümlülüklerinin bütününü ifade eder. TMK m. 335' göre; ergin olmayan çocuk kural olarak anne ve babasının velayeti altındadır. 

TMK m 336 uyarınca evlilik devam ettiği sürece anne ve babanın velayeti birlikte kullanacağı düzenlenmiştir. Ortak hayata son verilmesi veya ayrılık halinde hakim velayeti eşlerden birine verebilir.

 

BOŞANMA SONRASI VELAYET TÜRLERİ NEDİR?

 

Boşanma davasında velayetin hangi ebeveyne verileceği veya ortak kullanımının mümkün olup olmadığı mahkeme tarafından değerlendirilir. Türk hukukunda boşanma sonrası velayet iki farklı şekilde düzenlenebilir:

 

1)Tek Taraflı Velayet (klasik velayet): Boşanma sonrası çocuğun velayetinin yalnızca bir ebeveyne verilmesi durumudur. Mahkeme, velayeti belirlerken çocuğun yaşını, ebeveynlerin ekonomik ve sosyal durumlarını, çocuğun eğitim ve sağlık gereksinimlerini ve üstün yararını göz önünde bulundurur. 

 

2)Ortak Velayet: Boşanma veya ayrılık sonrasında anne ve babanın  çocuğun velayetinden doğan hak ve sorumlulukları birlikte kullanmaya devam etmesidir. Bu sistemde;

 

  • Çocuğun eğitimi,
  • Önemli sağlık kararları,
  • Çocuğun yerleşim yeri,
  • Önemli hukuki işlemler,
  • Çocuğun geleceğini etkileyebilecek temel kararlar

 

Gibi konularda anne ve babanın birlikte hareket etmesi söz konusu olabilir.  Bununla birlikte ortak velayet, çocuğun haftanın yarısını anne, yarısını baba yanında geçirmesi anlamına gelmez.

 

Klasik (tekli) velayette, velayet hakkı olmayan tarafın sadece "kişisel ilişki" hakkı ve "nafaka ödeme" borcu vardır; çocuğun hangi okula gideceğine karışamaz. Ortak velayette ise boşanmış eşler, çocuğun geleceğine dair kararlarda eşit söz hakkına sahiptir.

 

ORTAK VELAYETİN TÜRK HUKUKUNDAKİ HUKUKİ DAYANAĞI

 

Ortak velayetin Türk hukukundaki gelişiminde iki düzenleme önem taşımaktadır.

 

Türk hukuk sisteminde TMK 336/3 uyarınca "Velayet, ana ve babadan birine verilir." lafzından hareketle, ortak velayet  taleplerini "kamu düzenine aykırılık" gerekçesiyle reddetmiştir. Ancak bu durum, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin iç hukukumuzdaki hiyerarşik üstünlüğü (AY m. 90/5) sayesinde değişmiştir.

 

7 No'lu Protokol (AİHS Ek Protokol)

Türkiye, bu protokolü 6684 sayılı Kanun ile 2016 yılında onaylamıştır. Protokolün 5. maddesi:

 

"Eşler, evlilikleri süresince, evliliklerinin sona ermesi durumunda ... çocukları ile olan ilişkilerinde medeni haklar ve sorumluluklardan eşit şekilde yararlanırlar."

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararı

20.02.2017 tarihli, 2016/15771 E. ve 2017/1737 K. sayılı kararı ile Yüksek Mahkeme:

Karara konu olayda taraflar İngiliz vatandaşıdır. Baba, evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin anne ve babaya birlikte verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, tarafların kendi milli hukuklarında ortak velayetin mümkün olmasına rağmen, ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle talebi reddetmiştir.

Yargıtay ise; Türk hukukundaki düzenlemeleri, AİHS Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesini  ve AY m 90/5 birlikte değerlendirmiş ve ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunun söylenemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

 

"Ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olmadığına" hükmederek, yerel mahkemelerin bu yönde karar vermesinin önünü açmıştır.

 

TÜRK HUKUKUNDA ORTAK VELAYETİN ŞARTLARI NEDİR?

 

Her boşanma davasında ortak velayet kararı verilemez. TMK'da ortak velayet için ayrıntılı bir şartlar listesi bulunmamaktadır. Bu nedenle şartlar yargı uygulaması ve çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde belirlenmektedir.

 

1)Çocuğun Üstün Yararına Uygunluk:

 

Mahkemenin önündeki en temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Örneğin:

 

  • Çocuğun eğitim düzeni,
  • sağlık durumu,
  • psikolojik ve sosyal gelişimi,
  • anne ve babayla ilişkisi,
  • yaşadığı çevre,
  • anne ve babanın çocuğun ihtiyaçlarını birlikte karşılayabilme imkânı

gibi hususlar dikkate alınabilir.

 

Velayet düzenlemesi yapılırken anne ve babanın menfaatleri ile çocuğun menfaati çatıştığında çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir.

 

2)Anne ve Babanın Birlikte Hareket Edebilmesi:

 

Ortak velayetin uygulanabilmesi için anne ve babanın en azından çocuğun önemli meselelerinde iletişim kurabilmeleri ve iş birliği yapabilmeleri önemlidir.

 

Çünkü ortak velayet, velayetin sadece kâğıt üzerinde paylaşılması değildir.

 

Örneğin çocuğun:

 

  • hangi okula gideceği,
  • önemli bir sağlık tedavisi,
  • eğitimine ilişkin önemli kararlar,
  • yurtdışına çıkması,
  • önemli sosyal veya hukuki işlemleri

gibi konularda anne ve babanın birlikte karar alabilmesi gerekir.

 

Anne ve baba arasındaki çatışma çok ağır ve sürekli ise ortak velayet çocuğun yararına olmayabilir.

 

3)Anne ve Babanın Ortak Velayeti İstemesi:

 

Ebeveynlerin ortak velayete yönelik iradesi önemli bir faktördür. Özellikle iki tarafın da ortak velayeti kabul etmesi, ortak velayetin uygulanabilirliği açısından olumlu değerlendirilir. Ancak anne ve baba ortak velayet istediği için mahkeme mutlaka ortak velayet kararı vermek zorunda değildir, çocuğun üstün yararı esas alınır.

 

4)Ebeveynlerden Birinin Diğerini Dışlamaması:

 

Ortak velayetin mantığı, çocuğun hayatında her iki ebeveynin de aktif olarak yer alabilmesidir.

 

Bu nedenle bir ebeveynin sürekli olarak:

 

  • diğer ebeveynin çocukla görüşmesini engellemesi,
  • çocuğu diğer ebeveyne karşı olumsuz şekilde yönlendirmesi,
  • önemli kararları tek başına almak istemesi

gibi davranışları ortak velayetin uygulanabilirliği bakımından olumsuz değerlendirilebilir.

 

 

5)Ebeveynlerin Yaşam Koşulları:

 

Mahkeme, anne ve babanın çocuğun bakımını ve eğitimini fiilen sağlayıp sağlayamayacağına da bakabilir.

 

Örneğin ebeveynlerin:

 

  • çocuğa yeterli zaman ayırabilmesi,
  • uygun yaşam koşullarına sahip olması,
  • çocuğun eğitim ve bakım ihtiyaçlarını karşılayabilmesi,
  • barınma koşullarını,
  • sosyal çevrelerini,
  • çalışma düzenleri

 

önem taşıyabilir.

 

Burada anne veya babanın daha zengin olması tek başına belirleyici değildir. Esas mesele çocuğun ihtiyaçlarının sağlıklı şekilde karşılanabilmesidir.

 

6)Çocuğun Yaşı ve Görüşü:

 

Çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi de önemlidir.

Çocuk belirli bir yaş ve olgunluğa ulaşmışsa, kendi görüşünün alınması ve görüşüne gereken önemin verilmesi çocuğun üstün yararının belirlenmesinde önem taşır.

Ancak çocuğun “ben annemle/babamla yaşamak istiyorum” demesi tek başına mahkeme açısından kesin ve bağlayıcı değildir. Çocuğun görüşü, diğer koşullarla birlikte değerlendirilir.

 

7)Şiddet, istismar veya Ciddi Risk Bulunmaması:

 

Ortak velayet bakımından taraflar arasındaki ağır çatışma, aile içi şiddet, çocuğa yönelik şiddet veya ihmal iddiaları özel önem taşımaktadır. Çocuğun güvenliğini tehdit eden somut bir durum varsa ortak velayet çocuğun üstün yararıyla bağdaşmayabilir. Böyle bir durum varsa ortak velayetin çocuğun üstün yararına olup olmadığı çok daha sıkı değerlendirilir. Çünkü ortak velayet, ebeveynlerin sürekli iletişim ve iş birliği içerisinde olmasını gerektirebilir.

 

 

Çocuğun Görüşü Ortak Velayette Ne Kadar Önemlidir?

 

Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. Maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri doğrultusunda, yeterli idrak seviyesine ulaşmış çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü açıklayabilmesine imkan tanınması gerekir. Çocuğun alınan görüşünde ifade ettiği beyanın nedenleri ve çocuğun gerçekten özgür iradesiyle hareket edip etmediği de değerlendirilmelidir.

 

Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre velayet konusunda idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmaması, gerekli şartlarda bozma sebebi oluşturabilmektedir. 

Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.03.2017 tarihli, 2017/371 Esas, 2017/2508 Karar sayılı kararında, idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması gerektiği ve çocuğun üstün yararının temel ölçüt olduğu vurgulanmıştır.

 

ORTAK VELAYETTE ÇOCUK KİMİN YANINDA YAŞAR?

 

Ortak velayet, çocuğun mutlaka iki ebeveynin yanında eşit sürelerle yaşaması anlamına gelmez. Örneğin;

  • Çocuk hafta içi anne yanında,
  • Hafta sonları baba yanında,
  • Tatillerin belirli dönemlerinde baba yanında kalabilir.

 

Buna rağmen eğitim, sağlık ve çocuğun geleceğini etkileyen önemli konularda karar yetkisi anne ve babaya birlikte ait olabilir. Ortak velayette esas mesele çocuğun hangi evde ne kadar süre kaldığından ziyade, velayetten kaynaklanan karar alma yetkisinin nasıl kullanılacağıdır.

 

Ortak velayette de çocuğun hangi ebeveyn yanında hangi tarihlerde bulunacağı ayrıca düzenlenebilir.

 

ORTAK VELAYET SÜRECİNDE EBEVEYNLERİN HAK ve SORUMLULUKLARI NEDİR?

Ortak velayet, anne ve babanın velayet kapsamındaki tüm hak, yetki ve sorumlulukları müştereken paylaşmasını gerektirir. Ebeveynler; çocuğun bakımından eğitimine, sağlığından hukuki temsiline kadar birçok konuda ortak karar alarak süreci yürütmekle yükümlüdür.

 

ORTAK VELAYET SAHİBİ EBEVEYNLERİN HAKLARI:

 

1)Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı

 

Ortak velayet sahibi ebeveynlerin, çocuklarıyla eşit şekilde vakit geçirme hakkı vardır. Ebeveynler, çocuklarıyla belli bir düzen içinde zaman geçirecekleri bir program belirleyebilirler. Mahkeme, çocuğun gelişimine ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde ebeveynlerin çocukla ilişki kurma takvimini belirleyebilir.

 

2)Çocuğun Eğitim, Sağlık ve Gelişimi ile İlgili Kararlarda Eşit Yetki

 

Çocuğun hangi okula gideceği, sağlık tedavileri, hastane süreçleri, tatil programları ebeveynlerin ortak kararıyla belirlenir.

 

3)Çocuğun Yasal Temsilcisi Olma Hakkı

 

Ortak velayet sahibi ebeveynler, çocuğun hukuki işlemlerinde yasal temsilci olarak birlikte hareket eder. 

 

4)Çocuğun İkametgahı Üzerinde Eşit Hakka Sahip Olma

 

Çocuğun nerede yaşayacağı konusunda ortak karar alınmalıdır. Ebeveynlerden biri çocuğu farklı bir şehirde veya ülkede yaşatmak isterse, diğer ebeveynin onayı gereklidir.

 

ORTAK VELAYET SAHİBİ EBEVEYNLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

 

1)Çocuğun Bakımı ve Gözetimi

 

Ebeveynler, çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimini destekleyerek ona sağlıklı bir yaşam alanı sunmakla yükümlüdür. Beslenme, giyim ve diğer temel ihtiyaçlar ortak karşılanmalıdır.

 

2)Ebeveynlerin Finansal Sorumlulukları

 

Ortak velayet durumunda her iki ebeveyn de çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Çocuğun eğitim giderleri, sağlık masrafları, sosyal ve kültürel harcamaları ortak karşılanmalıdır. Mahkeme, gelir durumlarına göre ebeveynlerin çocuğun masraflarını paylaşmasını kararlaştırabilir. 

Ortak velayet durumunda nafaka yükümlülüğü, velayetin paylaşılma şekline göre belirlenir. Çocuğun günlük bakımını büyük bir ölçüde bir ebeveyn üstleniyorsa, diğer ebeveynden katkı payı olarak nafaka talep edilebilir.

 

3)Çocuğun Eğitim ve Sosyal Hayatına Destek Olma

 

Ebeveynler, çocuğun okul gelişimini desteklemekle yükümlüdür. 

 

4)Ortak Karar Alma Zorunluluğu

 

Ebeveynler çocuğun hayatıyla ilgili önemli konularda ortak karar alma zorunluluğu vardır. Çocuğun hayatını etkileyen önemli konularda tek taraflı kararlar alınamaz.

 

5)Çocuğun Üstün Yararı İlkesine Uygun Hareket Etme

 

Velayet hakkı, çocuğun üstün yararına uygun şekilde kullanılmalıdır. Çocukla ilgili kararlar alınırken çocuğun duygusal, fiziksel ve psikolojik gelişimi göz önünde bulundurulmalıdır.

 

ORTAK VELAYET NASIL ALINIR?

 

Ortak velayet iki temel şekilde gündeme gelebilir.

 

A. Anlaşmalı Boşanma Yoluyla

 

Eşler boşanma konusunda anlaşmışlarsa, ortak velayet yönündeki iradelerini boşanma protokolünde açıkça ortaya koyabilirler.

 

Ancak yalnızca “velayet ortak olacaktır.” şeklindeki genel bir ifade uygulamada yeterli olmayabilir.

 

Protokolde mümkün olduğunca;

 

* velayetin ortak kullanılacağı,

* çocuğun esas yaşam merkezinin neresi olacağı,

* çocuğun hangi ebeveyn yanında kalacağı,

* diğer ebeveyn ile kişisel ilişkinin gün ve saatleri,

* eğitim giderlerinin nasıl karşılanacağı,

* sağlık giderlerinin nasıl paylaşılacağı,

* olağanüstü giderlerin nasıl karşılanacağı,

* okul değişikliği gibi önemli kararların nasıl alınacağı,

* şehir veya ülke değişikliği konusunda nasıl hareket edileceği

 

açık şekilde düzenlenmelidir.

 

Bununla birlikte anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların ortak velayet konusunda anlaşmış olması hâkimi otomatik olarak bağlamaz. Çünkü velayet kamu düzenine ilişkin olup temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

 

 

 ÇEKİŞMELİ BOŞANMADA ORTAK VELAYET TALEP EDİLEBİLİR Mİ?

 

Evet. Taraflardan biri veya her ikisi ortak velayet talebinde bulunabilir.

 

Ancak çekişmeli boşanma davasında tarafların ortak velayet konusunda anlaşamamaları, mahkemenin ortak velayet kurmasını otomatik olarak imkânsız hâle getiren tek başına bir unsur değildir.

 

Mahkeme somut olayın özelliklerini, tarafların iletişim düzeyini, çocuğun ihtiyaçlarını ve çocuğun üstün yararını değerlendirmelidir.

 

Bununla birlikte ortak velayet sisteminin sağlıklı biçimde uygulanabilmesi için ebeveynler arasında asgari düzeyde iş birliği bulunması önemlidir.

 

Taraflar arasında sürekli kavga, şiddet, tehdit veya çocuğu diğer ebeveyne karşı kullanma davranışları varsa ortak velayet çocuğun üstün yararıyla bağdaşmayabilir.

 

 ORTAK VELAYET TALEBİNDE MAHKEME HANGİ DELİLLERİ DEĞERLENDİREBİLİR?

 

Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme yalnızca tarafların ileri sürdüğü delillerle sınırlı kalmadan gerekli araştırmayı yapabilir.

 

Dosyada özellikle;

 

* sosyal inceleme raporları,

* pedagog/psikolog/sosyal çalışmacı görüşleri,

* çocuğun beyanı,

* okul kayıtları,

* sağlık kayıtları,

* tarafların sosyal ve ekonomik durumları,

* çocuğun günlük bakım düzeni,

* tarafların iletişim ve iş birliği düzeyi,

* varsa şiddet veya ihmal iddialarına ilişkin belgeler

 

değerlendirilebilir.

 

Yargıtay, velayet konusunda eksik sosyal inceleme yapılmasını veya idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmamasını birçok kararında bozma nedeni olarak kabul etmiştir.

 

 

 

ORTAK VELAYET SONRADAN DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

 

Velayet düzenlemeleri kesin ve değişmez nitelikte değildir. Çocuğun veya ebeveynlerin koşullarında meydana gelen önemli değişiklikler sonucunda velayet düzenlemesinin değiştirilmesi gündeme gelebilir. 

 

Örneğin ortak velayet kararı verildikten sonra:

 

  • Anne ve baba arasındaki iş birliği tamamen ortadan kalkarsa,
  • Ebeveynlerden biri çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini sürekli olarak engellerse,
  • Çocuğun bakım ve eğitim ihtiyaçları gereği gibi karşılanmazsa,
  • Ebeveynlerden biri velayet görevini kötüye kullanırsa,
  • Çocuğun fiziksel veya psikolojik gelişimi tehlikeye girerse,
  • Ebeveynlerden birinin yaşam koşullarında çocuğu ciddi biçimde etkileyen değişiklik meydana gelirse,
  • Çocuğun eğitim, sağlık veya sosyal gelişimi bakımından mevcut ortak velayet düzeni artık uygun değilse,

mahkemeden mevcut velayet düzeninin değiştirilmesi talep edilebilir.

 

Burada esas ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır.

 

Ortak velayet tamamen kaldırılabilir mi?

 

Evet. Örneğin başlangıçta anne ve babanın birlikte velayet kullanmasının çocuğun yararına olduğu düşünülmüş olabilir. Fakat daha sonra şartlar değişebilir. Mahkeme şu sonuca varabilir:

 

“Artık ortak velayetin devamı çocuğun üstün yararına değildir.”

 

Bu durumda ortak velayet sona erdirilerek velayet yalnızca anneye veya yalnızca babaya bırakılabilir.

 

ORTAK VELAYETTE İŞTİRAK NAFAKASI ÖDENİR Mİ?

 

Ortak velayet kararı verilmesi, iştirak nafakasının kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez. Çünkü çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve babanın ekonomik güçleri oranında katılması gerekir. Bu nedenle mahkeme;

 

  • Tarafların gelirlerini,
  • Çocuğun ihtiyaçlarını,
  • Çocuğun fiilen hangi ebeveyn yanında yaşadığını,
  • Günlük giderlerin kim tarafından karşılandığını dikkate alabilir.

 

SONUÇ OLARAK; ortak velayet, boşanmanın ardından çocuğun hayatından bir ebeveynin hukuken dışlanmasını önleyen ve anne ile babanın çocuğun yetiştirilmesindeki sorumluluklarını birlikte sürdürmesine imkan sağlayan bir velayet modelidir.