Trafik Kazalarından Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi Son Söz Mü dür ? 03/07/2026

Özet

Trafik kazalarından doğan tazminat uyuşmazlıkları, zorunlu arabuluculuk uygulamasının kapsamına alınmasıyla birlikte büyük ölçüde mahkemeye intikal etmeden çözümlenmeye başlamıştır. Tarafların arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varmaları hâlinde düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesi, maddi hukuk bakımından bağlayıcı sonuç doğurmakta ve aynı konuda yeniden dava açılmasını engellemektedir. Ancak uygulamada, özellikle sigorta şirketleri ile zarar gören arasında imzalanan anlaşmalarda gerçek zararın altında ödeme yapılması nedeniyle, bu belgelerin hangi koşullarda geçerliliğini yitireceği önemli bir tartışma konusu hâline gelmiştir. Özellikle Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesinde yer alan “açıkça yetersiz ödeme” ölçütünün arabuluculuk anlaşma belgelerine uygulanıp uygulanamayacağı hususunda öğreti ile yargı kararları arasında farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu çalışmada, trafik kazalarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgelerinin hukuki niteliği, iptal rejimi ve Karayolları Trafik Kanunu’nun koruyucu hükümleri karşısındaki durumu incelenmektedir.

Giriş

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte arabuluculuk, Türk hukukunda yalnızca ihtiyari bir yöntem olmaktan çıkmış, belirli uyuşmazlık türlerinde dava şartı hâline gelmiştir. Sigorta sözleşmelerinden ve trafik kazalarından kaynaklanan birçok tazminat talebinde de dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Bu sistem, uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle çözülmesini amaçlamaktadır.

Her ne kadar arabuluculuk yargının iş yükünü azaltan ve taraf iradesini esas alan bir kurum olsa da, özellikle trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde taraflar arasındaki ekonomik güç dengesizliği önemli sorunlara yol açabilmektedir. Sigorta şirketleri, teknik bilgiye ve profesyonel kadrolara sahip olmalarına karşın zarar gören kişiler çoğu zaman tazminat hesaplama yöntemleri konusunda yeterli bilgi sahibi değildir. Bunun sonucu olarak gerçek zarar henüz tam belirlenmeden düşük tutarlı teklifler kabul edilmekte ve arabuluculuk anlaşma belgesi imzalanmaktadır.

Bu noktada iki temel düzenleme karşı karşıya gelmektedir. Bir tarafta Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5. maddesi uyarınca anlaşmaya varılan hususlar hakkında yeniden dava açılamayacağı kabul edilmektedir. Diğer tarafta ise Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesi, açıkça yetersiz ödeme içeren anlaşmaların belirli süre içerisinde iptal edilebilmesine imkân tanımaktadır. Bu iki hükmün birlikte nasıl uygulanacağı, son yıllarda öğretide ve uygulamada yoğun şekilde tartışılan meselelerden biri hâline gelmiştir.

 

I. Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Hukuki Niteliği

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre tarafların arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaları hâlinde düzenlenen belge, klasik anlamda bir mahkeme kararı değil, taraf iradelerinin birleşmesiyle kurulan özel hukuk sözleşmesidir. Arabulucunun görevi uyuşmazlığı çözmek değil, tarafların çözüm üretmesine yardımcı olmaktır. Bu nedenle anlaşmanın içeriğini belirleyen esas unsur tarafların özgür iradesidir.

Arabuluculuk anlaşma belgesi, borç doğuran sözleşmelerden farklı olarak mevcut bir uyuşmazlığı sona erdirme amacını taşır. Taraflar, aralarındaki hukuki ilişkinin kapsamını belirleyerek gelecekte ortaya çıkabilecek ihtilafları önlemeyi hedeflerler. Bu yönüyle sulh sözleşmesine benzemekle birlikte tamamen aynı hukuki niteliğe sahip olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira arabuluculuk anlaşması, kanundan kaynaklanan kendine özgü sonuçlar doğurmakta; özellikle dava açma yasağı ve icra edilebilirlik şerhi gibi sulh sözleşmesinde bulunmayan özellikler taşımaktadır.

Arabuluculuk anlaşmasının geçerli kabul edilebilmesi için genel sözleşme hukuku ilkelerinin yanında HUAK’ta öngörülen şekil ve usul kurallarına da uyulması gerekir. Tarafların iradelerinin serbestçe açıklanmış olması, anlaşmanın hukuka ve kamu düzenine aykırı olmaması, arabuluculuk faaliyetinin kanunda öngörülen usule uygun şekilde yürütülmesi bu şartların başında gelir. Bu koşullardan birinin eksikliği hâlinde anlaşma belgesinin geçerliliği tartışmalı hâle gelir.

II. Trafik Kazalarında Arabuluculuk Anlaşmalarının Özellikleri

Trafik kazalarından kaynaklanan uyuşmazlıklar, diğer özel hukuk uyuşmazlıklarından bazı yönleriyle ayrılmaktadır. Bunun temel nedeni, zarar görenin korunmasına yönelik özel hükümlerin bulunmasıdır. Karayolları Trafik Kanunu, motorlu araç işleteninin sorumluluğunu ağırlaştırmış, zorunlu mali sorumluluk sigortasını öngörmüş ve zarar gören lehine emredici hükümler kabul etmiştir.

Uygulamada bedensel zarar, sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma tazminatı veya araç değer kaybına ilişkin talepler çoğunlukla sigorta şirketleriyle yapılan arabuluculuk görüşmelerinde çözümlenmektedir. Ancak zarar hesaplarının aktüeryal esaslara dayanması, maluliyet oranlarının zaman içerisinde değişebilmesi ve ekonomik göstergelerin sürekli güncellenmesi nedeniyle gerçek zarar miktarının anlaşma anında tam olarak belirlenmesi her zaman mümkün olmamaktadır.

Bu nedenle, anlaşma tarihinde makul görünen bir ödeme daha sonra gerçek zarar karşısında oldukça düşük kalabilmektedir. İşte tam bu noktada Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı sorunu ortaya çıkmaktadır.

III. Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. Maddesinin Koruma Amacı

Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi, zarar görenin haklarını korumaya yönelik emredici hükümler içermektedir. Maddenin ikinci fıkrasında, zarar görene ödenen tazminatın açıkça yetersiz olduğunun anlaşılması hâlinde yapılan anlaşmanın belirli süre içerisinde iptal edilebilmesine imkân tanınmıştır.

Bu düzenlemenin amacı, zarar görenin gerçek zararını bilmeden veya ekonomik zorunluluk altında düşük tutarlı bir ödemeyi kabul etmesi nedeniyle kalıcı hak kaybına uğramasını önlemektir. Kanun koyucu burada genel sözleşme hukukundan ayrılmış ve hata, hile veya ikrah gibi klasik irade sakatlığı sebeplerinin varlığını aramamıştır. Yetersizliğin açık olması tek başına özel bir koruma mekanizmasının işletilmesi için yeterli görülmüştür.

Bu yönüyle KTK m.111/2, sözleşme serbestisini sınırlayan istisnai ve emredici bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla trafik kazalarından doğan tazminat uyuşmazlıklarında yapılan her türlü anlaşmanın bu hüküm karşısındaki hukuki durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

 

Trafik Kazalarında KTK m.111/2’nin Koruyucu Niteliği

Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesinin ikinci fıkrası, trafik kazalarında zarar göreni korumaya yönelik özel bir düzenleme içermektedir. Düzenlemenin amacı, zarar görenin ekonomik sıkıntı, bilgi eksikliği veya tedavisinin henüz tamamlanmamış olması gibi nedenlerle gerçek zararının çok altında bir ödeme kabul etmek zorunda kalmasını önlemektir.

Bu nedenle taraflar arasında yapılan tazminat anlaşmasında kararlaştırılan ödemenin gerçek zarara göre açıkça yetersiz olması hâlinde, zarar görenin anlaşmanın iptalini istemesi mümkündür. Bu koruma, klasik irade sakatlığı hükümlerinden farklı olarak zarar görenin aldatıldığını veya baskı altında kaldığını ispat etmesini zorunlu kılmaz. Açık yetersizlik tek başına iptal için yeterli olabilir.

Arabuluculuk Anlaşma Belgesi KTK m.111/2 Kapsamında Değerlendirilebilir mi?

Uygulamada en fazla tartışılan husus, arabuluculuk anlaşma belgesinin de Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesi kapsamındaki “anlaşma” niteliğinde olup olmadığıdır.

Kanaatimizce, trafik kazasından kaynaklanan tazminat uyuşmazlığını tamamen sona erdiren ve zarar görenin bakiye taleplerinden vazgeçmesini sağlayan arabuluculuk anlaşma belgesi de sonuç itibarıyla bir tazminat sözleşmesidir. Bu nedenle, sırf arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş olması nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanmaması, kanunun zarar göreni koruma amacına uygun düşmeyecektir.

Aksi kabul edildiğinde, sigorta şirketleri ile zarar görenler arasındaki uyuşmazlıkların arabuluculuk yoluyla sonuçlandırılması, zarar gören bakımından kanunun sağladığı korumayı ortadan kaldırabilecek ve KTK m.111/2’nin uygulama alanı büyük ölçüde daralacaktır.

 

İptal Davasının Sonuçları

 

Mahkeme, yapılan ödemenin gerçek zarara göre açıkça yetersiz olduğuna karar verirse arabuluculuk anlaşma belgesinin koruyucu hüküm kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelir. Bu durumda zarar görene yapılan ödeme tamamen yok sayılmaz; yapılan ödeme mahsup edilerek gerçek zarar hesaplanır ve varsa bakiye tazminata hükmedilir.

Böylece hem zarar görenin eksik tazmin edilmesi önlenmekte hem de daha önce yapılan ödemenin hukuki değeri korunmaktadır.

 

Sonuç

 

Arabuluculuk, trafik kazalarından doğan uyuşmazlıkların hızlı çözümünü sağlayan önemli bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Ancak uyuşmazlığın kısa sürede sona erdirilmesi, zarar görenin kanunla güvence altına alınan haklarından vazgeçmesi sonucunu doğurmamalıdır.

 

Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesi, zarar göreni koruyan istisnai bir düzenleme niteliğindedir. Trafik kazalarına ilişkin arabuluculuk anlaşma belgelerinde de açıkça yetersiz ödeme yapılması hâlinde bu korumanın uygulanabilmesi, hem hakkaniyet hem de kanunun amacı bakımından isabetli olacaktır. Böylece arabuluculuk kurumu etkinliğini korurken, zarar görenin gerçek zararının karşılanması da güvence altına alınmış olacaktır.