Faiz ve kanuni faiz nedir?
Borç ve alacak ilişkilerinde tarafların karşılaşabileceği hukuki sonuçlardan biri olup borcun gecikmesi durumunda devreye giren ve kanunlar çerçevesinde belirlenen bir faiz türüdür. Yani aslında faiz elde bulunmayan süre zarfında bedelden yoksun kalınan değerdir. Geç elde edilen alacağın ürünüdür.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARININ DEĞERLENDİRMESİ
Bir alacağın yıllar süren yargılama sonunda hüküm altına alınması, her zaman hak sahibinin gerçek anlamda tatmin edildiği anlamına gelmemektedir. Özellikle enflasyonist ekonomik koşullarda, yargılama süresince alacağın reel değerinde meydana gelen kayıp ve bu kaybı telafi etmekten uzak faiz uygulamaları, mahkeme kararlarının fiilen etkisizleşmesine yol açabilmektedir. Bu durum, yalnızca alacaklının ekonomik kayba uğraması sonucunu doğurmamakta; aynı zamanda mülkiyet hakkının ve etkili başvuru hakkının korunması bakımından da ciddi sorunlar yaratmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kararlarında bu sorunu mülkiyet hakkı çerçevesinde ele alarak, faizin alacağın gerçek değerinin korunmasındaki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunmuş ve içtihatlar geliştirmiştir.
Dinamik koşullarda ve enflasyonist ortamda alacaklara ilişkin değer kaybının önlenmesi mülkiyet hakkının ve kamu düzeninin korunması için önem arz etmektedir. Anayasa mahkemesi de 3095 sayılı kanunun 1. Maddesini bu nedenlerle iptal etmiştir. İptale konu madde :
“Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır.
Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.” Şeklindedir.
Maddeye göre sözleşmede belirlenmeyen alacak için uzun yıllar sonrasında bile uygulanan faiz oranının alacaklı ve borçlu arasındaki dengeyi sağlamaktan çok borçlunun lehine fazlaca haksız kazanç yaratmaktaydı. Haksız kazanç yanında hak mahrumiyetine de sebep olmaktaydı.
Mahkeme, kararda tüm bu durumları göz önüne alarak,para alacaklarının mülkiyet hakkı olduğunu vurgulamış ve bu sebeple korunması gerektiğine ilişkin adillik, ölçülülük ilkeleri ışığında bir değerlendirmede bulunmuştur.
Kararda :
-alacak uzun süre sonunda satın alma gücünü koruyamamakta
-hak sahibinin borçludan ziyade ekonomik güçlük yaşadığı
-durumun da borçlunun lehine haksız kazanç doğurduğu
Tespit edilmiştir.
Bu yaşanan kayıplar sebebiyle Mahkemelerin alacaklara ilişkin açılan davaları “ somut ispat olmadığı” gerekçesiyle reddetmesinden dolayı Anayasa mahkemesinin kararının isabetli olduğu söylenebilmektedir.
Hukuki güvenlik, öngörülebilirlik bakımında kararın uzun vadede kamu düzenini ve borçlu alacaklı dengesini koruyucu olacağı düşünülmektedir. Sonuç olarak yargı kararlarının ekonomik hayata etkisi ve hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından müdahelesi zorunlu olmakta ve bu tarz kararların kamu düzenini koruyucu rol üstlendiği ve gerekli olduğu ortadadır.
Bu hususlar gereği Anayasa mahkemesi 22/07/2025 tarihli 2024/24E. 2025/164K sayılı kararı ile 3095 sayılı kanunun 1. Maddesinin “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” yönünden Anayasa’nın 35. ve ilgili maddelerine aykırı bularak iptaline karar vermiştir. Karar 01/09/2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Kapağan Hukuk Bürosu