EMEKLİLİK NEDENİYLE İŞTEN ÇIKIŞI YAPILAN İŞÇİNİN AYNI İŞYERİNDE ÇALIŞMAYA DEVAM ETMESİ HALİNDE YILLIK İZİN HAKKININ HESAPLANMASI
İşçinin emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdirilmesinin ardından aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi, yıllık ücretli izin hakkının hangi tarihten itibaren hesaplanacağı konusunda uygulamada tereddütlere yol açmaktadır. Özellikle işçinin SGK işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi, kıdem tazminatının ödenmesi ve yeni bir iş sözleşmesiyle çalışmaya devam etmesi durumunda, önceki çalışma süresinin yıllık izin hesabına etkisi önem taşımaktadır.
Bu konunun çözümünde temel ölçüt, yalnızca işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmiş olması değil, önceki çalışma dönemine ait yıllık izin haklarının tasfiye edilip edilmediği ve işçinin aynı işverenle olan çalışma ilişkisinin hukuki niteliğidir.
2. YASAL DÜZENLEME VE TEMEL İLKE
4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, işyerinde işe başladığı tarihten itibaren en az bir yıl çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır. Kanun'un 54. maddesi ise yıllık izin hesabında aynı işverenin bir veya farklı işyerlerinde geçen çalışma sürelerinin birleştirilmesini öngörmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre, aynı işveren yanında aralıklı olarak çalışılan dönemlerde, önceki dönemin sona ermiş olması tek başına bu dönemin yıllık izin hesabından çıkarılması sonucunu doğurmaz. Önceki çalışma dönemine ilişkin kullanılmamış yıllık izinler kullandırılmamış ve bunların karşılığı iş sözleşmesinin sona ermesi sırasında ödenmemişse, söz konusu süreler sonraki çalışma dönemiyle birleştirilerek değerlendirilir.
Buna karşılık, önceki çalışma dönemine ait kullanılmamış yıllık izin ücretlerinin fesih sırasında eksiksiz olarak ödenmesi halinde, tasfiye edilen dönemin sonraki yıllık izin hesabına yeniden eklenmesi mümkün değildir.
3. EMEKLİLİK SONRASI ÇALIŞMAYA DEVAM EDİLMESİNİN SONUÇLARI
İşçinin emeklilik nedeniyle işten çıkışının verilmesi ve aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde, yıllık izin hesabı somut olayın özelliklerine göre yapılmalıdır.
Birinci ihtimal: Önceki çalışma dönemine ait yıllık izin hakları tasfiye edilmemişse
İşçinin emeklilik nedeniyle iş sözleşmesi sona erdirilmiş, ancak kullanılmamış yıllık izinlerinin karşılığı ödenmemişse, önceki çalışma dönemi kural olarak sonraki çalışma süresiyle birleştirilir. Bu durumda yıllık izin kıdemi, önceki işe giriş tarihi esas alınarak belirlenir. İşten çıkış ve yeniden işe giriş tarihleri arasında geçen süre ise ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
İkinci ihtimal: Önceki çalışma dönemine ait yıllık izin ücretleri ödenmişse
İş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle gerçekten sona erdiği ve önceki döneme ait kullanılmamış yıllık izin ücretlerinin tam olarak ödendiği durumda, tasfiye edilen çalışma döneminin aynı izin hakları bakımından yeniden hesaba katılması mümkün değildir. Bu durumda sonraki çalışma dönemi bakımından yeni bir hizmet süresi hesabı yapılır.
Ancak yalnızca SGK çıkışının yapılmış olması veya kıdem tazminatının ödenmesi, yıllık izin yönünden önceki dönemin de mutlaka tasfiye edildiği anlamına gelmez. Kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağı birbirinden farklı haklardır ve ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
4. YILLIK İZİN SÜRESİNİN BELİRLENMESİNDE ESAS ALINACAK TARİH
Yıllık izin hakkının kaç gün üzerinden hesaplanacağı belirlenirken, emeklilik nedeniyle işten çıkış yapılıp aynı işveren yanında yeniden çalışmaya başlanması durumunda yalnızca yeni işe giriş tarihinin esas alınması doğru değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca, aynı işverenin bir veya farklı işyerlerinde geçen çalışma süreleri yıllık izin bakımından birleştirilerek değerlendirilmelidir.
İşçinin emeklilik nedeniyle işten ayrıldıktan sonra aynı işveren yanında yeniden çalışmaya başlaması halinde, yıllık izin süresinin belirlenmesinde ilk işe giriş tarihinden itibaren geçen önceki hizmet süresinin de dikkate alınması gerekir. Önceki döneme ilişkin yıllık izinlerin kullandırılmış veya ücretlerinin ödenmiş olması, o döneme ait izin alacağının yeniden talep edilmesini sağlamaz; ancak önceki kıdemin sonraki dönemde uygulanacak yıllık izin gün sayısının belirlenmesindeki etkisini ortadan kaldırmaz.
Örneğin, 2005 yılında işe başlayan ve 2025 yılında emeklilik nedeniyle iş sözleşmesi sona erdikten sonra aynı işveren yanında yeniden çalışmaya başlayan bir işçinin yıllık izin gün sayısı belirlenirken, yalnızca 2025 yılındaki yeni işe giriş tarihi esas alınmamalı; önceki çalışma süresi de dikkate alınmalıdır.
SONUÇ
Emeklilik nedeniyle işten çıkışı yapılan işçinin aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde yıllık izin hesabında esas alınacak tarih, her durumda yeni işe giriş tarihi değildir. Önceki çalışma dönemine ait yıllık izin haklarının tasfiye edilip edilmediği belirleyicidir.
Önceki döneme ait kullanılmamış yıllık izinlerin karşılığı ödenmemişse, önceki çalışma süreleri kural olarak sonraki dönemle birleştirilir ve izin kıdemi ilk işe giriş tarihi dikkate alınarak hesaplanır. Önceki döneme ait yıllık izin ücretleri tam olarak ödenmişse, tasfiye edilen dönem aynı haklar yönünden yeniden hesaba katılmaz.
Yıllık izin alacağının hangi dönem için doğduğu ile yıllık izin gün sayısının hangi kıdeme göre belirleneceği ayrı konulardır. Önceki döneme ait kullanılmamış izin ücretlerinin ödenmiş olması, önceki hizmet süresinin sonraki dönemdeki yıllık izin süresinin belirlenmesinde dikkate alınmasına tek başına engel değildir.
Bu nedenle işverenin; iş sözleşmesinin sona erme belgelerini, SGK kayıtlarını, kıdem tazminatı bordrosunu, yıllık izin kayıtlarını ve izin ücreti ödeme belgelerini birlikte incelemesi gerekir. Somut olayda iş ilişkisinin gerçek niteliği ve yapılan ödemelerin kapsamı değerlendirilmeden yalnızca çıkış koduna dayanılarak sonuca varılması hukuki uyuşmazlıklara neden olabilir.
Kapağan Hukuk Bürosu