Yargıtay’dan Emsal Niteliğinde Karar: “Aynı Gün Yapılan Arabuluculuk Anlaşması Geçersiz Sayıldı”
İş hukukunda son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi sürecinde düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşmalarının gerçekten özgür iradeye dayanıp dayanmadığıdır. Özellikle işçinin ekonomik ve psikolojik açıdan zayıf durumda bulunduğu anlarda imzalatılan anlaşmalar bakımından Yargıtay’ın yaklaşımı büyük önem taşımaktadır.
10.02.2026 tarihli Yargıtay kararı, işçinin iradesinin baskı altında şekillendiği durumlarda düzenlenen arabuluculuk anlaşmalarının geçersiz sayılabileceğini açık şekilde ortaya koymuştur.
Olayın Özeti
Davacı işçi, yaklaşık 6 yıl boyunca davalı şirkette çalıştıktan sonra iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, aynı gün içerisinde şirketin sürekli çalıştığı arabulucunun ofisine götürüldüğünü ve burada kendisine tüm haklarının ödeneceği söylenerek anlaşma tutanağı imzalatıldığını ileri sürmüştür.
Davacı ayrıca;
* karışık anksiyete ve depresif bozukluk tanısıyla tedavi gördüğünü,
* ağır ilaçlar kullandığını,
* ilaçların uyuşukluk ve zihinsel bulanıklık yarattığını,
* maddi sıkıntı içinde bulunduğunu,
* hesaplama yapabilecek durumda olmadığını
belirterek arabuluculuk anlaşmasının iptalini talep etmiştir.
Mahkemelerin Değerlendirmesi
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, olayın bütününü değerlendirerek işçinin gerçek anlamda serbest iradesiyle hareket etmediği sonucuna ulaşmıştır.
* İş sözleşmesinin feshi,
* arabuluculuk başvurusu,
* görüşmeler,
* anlaşma tutanağının imzalanması
aynı gün içerisinde gerçekleşmiştir.
Bu durum, işçiye düşünme ve değerlendirme imkânı tanınmadığını göstermektedir.
* arabulucunun işveren tarafından belirlenmiş olması,
* işyerinde çıkarılan başka işçilerin de aynı arabulucuya götürülmesi,
* işçinin psikolojik tedavi görmekte olması,
* ödenen miktarın kıdem ve alacaklara göre oldukça düşük kalması
mahkemelerce “irade fesadı” ve “aşırı yararlanma (gabin)” kapsamında değerlendirilmiştir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı
Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak onamıştır.
Kararda özellikle şu ilke dikkat çekmektedir:
Arabuluculuk kurumu, işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılan şekli bir prosedüre dönüştürülemez.
Yargıtay’a göre arabuluculuk;
* gerçek bir müzakere ortamı sağlamalı,
* tarafların özgür iradesine dayanmalı,
* işçinin haklarını anlayıp değerlendirebilmesine imkân vermeli,
* baskı ve yönlendirmeden uzak yürütülmelidir.
,Aksi hâlde düzenlenen anlaşma tutanakları geçersiz kabul edilebilecektir.
Kararın İş Hukuku Açısından Önemi
Bu karar, özellikle işveren uygulamaları bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Kararla birlikte şu hususlar bir kez daha vurgulanmıştır:
* İşçinin ekonomik zayıflığı fırsata dönüştürülemez.
* Aynı gün içinde yapılan fesih ve arabuluculuk işlemleri şüpheyle değerlendirilir.
* Arabuluculuk yalnızca “imza attırma prosedürü” değildir.
* İşçinin psikolojik ve fiziksel durumu, irade serbestisi bakımından önem taşır.
* Makul yarar sağlamayan ikale ve sulh niteliğindeki anlaşmalar geçersiz sayılabilir.
Sonuç
Yargıtay’ın bu kararı, iş hukukunda “şeklen geçerli görünen her arabuluculuk anlaşmasının hukuken geçerli sayılamayacağını” açık biçimde ortaya koymaktadır.
Özellikle işçinin
* baskı altında olması,
* yeterli düşünme süresi verilmemesi,
* psikolojik olarak sağlıklı karar veremeyecek durumda bulunması,
* gerçek bir müzakere ortamının oluşmaması
hâllerinde, arabuluculuk tutanakları yargısal denetime tabi olacak ve gerekli şartların oluşması hâlinde geçersiz kabul edilebilecektir.
Bu yönüyle karar, işçinin korunması ilkesi ve dürüstlük kuralının iş hukukundaki yansımasını güçlendiren önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır
Kapağan Hukuk Bürosu